14 Kasım 2019 Perşembe

1556 ve 1509 İstanbul Depremleri


The 1556 Istanbul (Constantinople) Depremi. Elle renklendirilmiş, gravür baskı.
Özel koleksiyon, Prag.
10 Mayıs 1556'da gerçekleşen depremi temsilen gösteren yukarıdaki resim; depremin çağdaşı olan, geniş kapsamlı bir Alman raporuna dayandırılarak Hermann Gall tarafından gravür olarak hazırlanmış, Nürnberg'de basılmış  ve dağıtılmıştır.

Resimde ağır hasar alan Ayasofya Camii'nin yanı sıra; tahribata uğrayan binalar, saraylar, kiliseler, surlar, kapılar, panik içinde deniz yoluyla şehirden kaçmaya çalışan insanlar da gösterilmiştir.

Felaketten önce bir kuyruklu yıldız (5 Mart'tan itibaren) art arda 12 gün boyunca gökyüzünde görülmüştür ki bu da resimde gösterilmiş. Bilindiği gibi Orta Çağ'da kuyruklu yıldızların büyük uğursuz olayların bir işareti olduğu düşünülürdü. Bu olay da bu inancı adeta doğrulamış görünmektedir.

1556 depremi  İstanbul için ciddi sonuçlar doğuran ilk deprem değildi. Yaklaşık 50 yıl önce, yani 10 Ekim 1509 tarihinde çok şiddetli bir deprem olmuştu. 1509 depremi, 1556 depreminden çok daha yıkıcı bir depremdi. Bu depremde 109 cami, 1000 kadar ev harap olmuş, 13.000 kişi ölmüş, büyük kayıplar yaşanmıştır. Depremden sonra tsunami görülmüş, depremin etkileri Yunanistan, Romanya ve Nil Deltası'nda dahi hissedilmiştir.

Kaynak: The Illustrated History of Natural Disasters, Jan Kozák-Vladimír Cermák, Springer, 2010

12 Kasım 2019 Salı

Okurken Uyanık Kalmak

Ursula K. le Guin
Şu kaynağa bkz. 
Kitaplar, aman dikkat! Yine dodo[1] oldunuz! Ya da en azından hindi…[2] 1003 yetişkin arasında yürütülmüş ve azami %3’lük artı/eksi hata payı iddiasındaki (ciddi ve katı istatistiğin amacı, hangi 1003 yetişkin ve hata payınızın hata payı ne kadar türü soruları susturmak elbette) bir AP-Ipsos araştırmasına dayanan Associated Press, Amerikalıların %27’sinin yılda bir kitap dahi okumadıklarını duyurdu. Kalanların üçte ikisiyse İncil ve diğer dinsel kitapları okuduklarını belirtirken ancak yarısı edebiyattan sayılabilecek herhangi bir eser okuduğunu söylemişti.


Makale, bu feci haberleri iyice körüklemek adına 2004 tarihli ve katılanlarının %43’ünün bütün bir yılı kitapsız geçirdiklerini belirttikleri NEA araştırmasına da atıfta bulunmuş. NEA okuma oranlarındaki düşüşün kabahatini televizyon, sinema ve internette bulmuştu. Anlaşılır bir durum. Ortalama Yetişkin Amerikalının günde on altı ila yirmi sekiz saatini (benim hata payım biraz büyük kaçabilir) TV karşısında geçirdiğini ve kalan vaktini eBay’den bir şeyler ısmarlayıp blog yazmaya harcadığını hepimizi biliyoruz.

Bunca az okumamız haber değeri taşır hatta şok eder görünüyor ama makalenin tonlaması neredeyse kutlayıcı. Makalede Dallas’taki bir telekomünikasyon şirketinin proje yöneticisinin sözlerine yer verilmiş. “Okumaya başlayınca uykum geliyor,” diyor adam, “kuşkusuz milyonlarca Amerikalı bu alışkanlığa aşinadır.” Basılı malzemeyle yüz yüze gelindiğinde bilinçli kalmayı becerememekten hoşnutluk fikri makaleye yanlışlıkla sızmış sanki. Ama bana kalırsa okumanın kaybolmaya yüz tuttuğu görüşüne yönelik varsayım da —ister kasvetli, ister hafiften kutlamacı söylensin— yanlış.

İşin doğrusu, tarihte zaten hiçbir zaman çok fazla sayıda insan kitap okumamıştır. E, ne demeye şimdi okuduklarını veya okumak zorunda olduklarını düşünelim?

8 Kasım 2019 Cuma

MÖ 5000 Yılından Kalma Figürin: Cernavoda Düşünürü



Cernavoda Düşünürü
Romanya Ulusal Sanat Müzesi, Bükreş
Bu küçük *terra-cotta yani pişirilmiş kilden yapılmış olan bu figür Romanya'nın Cernavoda bölgesinde bulunmuş. Yapıldığı yılın MÖ 5000 olduğu düşünülüyor.

Küçük heykele konu olan kişi alçak bir taburede oturuyor, iki elini de başına dayamış, muhtemelen düşünüyor. Bu yüzden arkeologlar ona düşünür adını vermişler. Bu kişinin kadın veya erkek olup olmadığı çok net değil ama beden yapısı onun bir kadın olabileceğini gösteriyor.

Bu çok önemli bir buluş bizim için. Bu kişi başkaca bir şey yapmayıp sadece düşünüyor. Elbette düşünüyor olduğunu düşünmemiz yanlış değilse... MÖ 5000 yılında yapılmış bu heykel bir insanın kendi içine dönerek gözlem yaptığı en eski, ilk örnek.

Bu **figürin bir mezarın yanında bulunmuş. Bu durumda bu kişinin kederli düşüncelere daldığını da öngörebiliriz  ki bu olabilecek en uygun çıkarım olur.

Görsel Kaynak: A History of World Societies, Merry Wiesner-Hanks vd., Bedford/St. Martin’s, 2018, s. 84

*Terakota veya terrakotta; pişmiş; kil bazlı, kahverengimsi kızıl renkli, mat seramik toprağı. Bununla birlikte bazı su geçirgen ve parlak seramiklere de terrakotta denir. Saksı ve çömleklerden, su ve kanalizasyon borularına; yüzey süslemelerinden, inşaat malzemelerine kadar çok çeşitli bir kullanım alanı vardır. 
**Figürin: Genellikle canlı varlıkları betimleyen, kolayca taşınabilir nitelikte üç boyutlu küçük sanat yapıtı. Heykelcik. Taş, ahşap, metal, pişmiş toprak vs. gibi her tür malzemeden yapılabilir.

25 Ekim 2019 Cuma

Eskatalogya Mitosları

Samuel Henry Hooke

Last Judgement, detail from the West Portal, Amiens Cathedral, 13th century. © Bridgeman Art Library

Son Yargı
Amiens Katedrali batı portalinde yer alan bu rölyefte tanrının müdahalesiyle
meydana gelen dünyanın sonu betimlenmiş.
Rölyefte tanrıya yardımcı olan melekler ve yargılanmak üzere sıraya girmiş yalvaran
insanlar  da gösterilmiş. 

Eskatalogya[7] mitosları, Zoroasterciliğin eskatalogyasına[8] birşeyler borçlu olabilirlerse de, bu tür, özellikle Yahudi ve Hıristiyan düşünüşünün karakteristik bir öğesini oluşturur. Peygamberlerin yazılarında ve her şeyden çok vahiy yazınında[9] bu dünya düzeninin bir genel yıkım (katastrofi) ile sona ereceği düşüncesi önemli bir yere sahiptir. Peygamberler, "kurtuluşun tarihi"nin, tanrının dünyanın gidişine su götürmez bir biçimde karışmasıyla tamamlanacağına inanmışlardı. "Son günlerde [ahir zamanda] şunlar şunlar olacak" deyişi peygamberlik (kehanet) sözlüğünün[10] tipik bir sözüdür. Peygamberler sonul durumu betimlemeye kalktıklarında, mitos diline geri dönmek zorunda kalırlar.

23 Ekim 2019 Çarşamba

Wilson İlkeleri veya Ondört Nokta (Fourteen Points)



Başkan Wilson bu maddeleri ilk kez 8 Ocak 1918'de yaptığı tarihi konuşmasında açıklamıştır,  Bu konuşma -Başkan Woodrow Wilson tarafından- Amerika Birleşik Devletleri Kongresi'ne savaşın amaçlarını ve barışla ilgili devletin, hükumetin yaklaşımını açıklamak için yapılmıştır.
Konuşmanın üçüncü sayfası. Orijinal metin. İlkeler bu sayfadan itibaren başlıyor.

  1. Tam bir açıklık içinde varılmış barış anlaşmalarından sonra hiçbir özel uluslararası anlaşmaya gidilmemeli ve diplomatik etkinlik her zaman içtenlikle ve kamuoyunun gözü önünde yürütülmelidir.
  2. Denizlerin uluslararası sözleşmeler gereğince bütünüyle ya da kısmen kapatılabilmesi dışında, savaşta ve barışta karasuları dışındaki bütün denizlerde mutlak seyrüsefer serbestliği sağlanmalıdır.
  3. Barışı onaylayan ve korumak için anlaşan ülkeler arasındaki bütün ekonomik engeller olabildiğince kaldırılmalı ve ticaretin eşitlik temelinde yürütülmesi sağlanmalıdır.
  4. Her ülkede silah gücünün iç güvenliği sağlamaya yetecek en düşük düzeye indirilmesi için yeterli güvenceler karşılıklı olarak verilmelidir.

29 Eylül 2019 Pazar

Gereksiz İşler Olgusu Üzerine



David Graeber
(05.09.2013)

1930’da John Maynard Keynes, yüzyıl sonunda, teknolojinin Büyük Britanya ve ABD gibi ülkelerde haftada 15 saat çalışmaya olanak sağlayacak şekilde gelişeceğini öngörmüştü. Bugün Keynes’in haklılığına inanmak için birçok nedenimiz var. Teknolojik bakımdan, bu seviyeye rahatlıkla ulaşabiliriz. Fakat nedense bir türlü ulaşamadık. Bunun yerine, teknoloji hepimizi daha fazla çalıştıracak şekilde düzenlendi. Bunun yapılabilmesi için basbayağı “gereksiz” işler icat edilmeliydi. Geniş insan toplulukları, özellikle Avrupa ve Kuzey Amerika’da, tüm çalışma yaşamlarını, içten içe gereksiz buldukları işlerle meşgul olarak geçirmeye başladılar. Bu durum, oldukça şiddetli bir ahlaki ve düşünsel yıkıma yol açtı. Kolektif ruhumuzda bir yara açıldı. Ama konu hakkında gerçek anlamda konuşan kimse yok.

Peki, Keynes’in 1960’lardan beri hevesle beklenen vaat edilmiş ütopyası niçin gerçekleşmedi? Görünen o ki Keynes, tüketimin günümüzde bu boyutlara ulaşabileceğini tahmin edemedi. Daha az çalışma saati ile daha çok oyuncak ve haz arasında seçim şansı sunulduğunda, hemen hepimiz ikincisini tercih ettik. Burada bir ahlak dersi gizli, ama olan biteni şöyle bir düşündüğümüzde  bunun gerçekten doğru olabileceğine inanamıyoruz. Evet, 1920’lerden beri sonsuz çeşitlilikte yeni işin ve endüstri kolunun ortaya çıkışına şahit olduk; ancak çok azımız suşinin, iPhone’nun veya havalı ayakkabıların üretimi ve dağıtımına ihtiyaç duyuyoruz.

Öyleyse bu yeni işler tam olarak nedir? Amerika’da 1910 ve 2000 yılları arasındaki istihdamı karşılaştırmalı olarak inceleyen güncel bir rapor bize konuyla ilgili net bir bilgi veriyor. (İngiltere’deki durum da bana göre büyük ölçüde Amerika’daki gibi.) Geçtiğimiz yüzyılda, ev içi hizmet, endüstri ve tarım sektöründe istihdam edilenlerin sayısı önemli ölçüde azaldı. Aynı zamanda, “profesyonellerin, idarecilerin, satış ve hizmet sektörü çalışanlarının” sayısı üçe katlandı,  bunların tüm çalışanlar içindeki oranı dörtte birden, dörtte üçe yükseldi. Bir başka deyişle, üretici işler –öngörüldüğü üzere- büyük ölçüde otomatikleşti. (Hindistan ve Çin’deki emekçi kitleler dâhil, yeryüzündeki tüm endüstri işçilerini hesaba katsak bile, bu işçilerin toplam dünya nüfusundaki oranı, geçmişte olduğu gibi öyle aman aman büyük değil.)

Papalığın Yasak Kitap Listesi




Resmi büyüterek daha yakından inceleyebilirsiniz.
Listede 1952'ye kadar yasaklanmış olan kitaplardan bir seçki var.
Sadece tanınmış eserler bu listeye alınmış.
Listede ismi geçen "opera omnia" Bütün Eserler anlamına gelen Latince bir kelime.
Dolayısıyla bir yazarın yayımladığı tüm eserler kastediliyor.