Coğrafya-Mekan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Coğrafya-Mekan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ocak 2020 Cuma

Arkeolojik Bir Buluntunun Yaşı Nasıl Belirlenir: Arkeometride Yeni Yöntemler

Mehmet Özdoğan

Son sempozyumun afişi, Haziran 2019
bilgi için bkz.
Bu sempozyumdaki arkeometriyle ilgili bildiriler için EK1'e bkz.
Şu linkte ayrıntılı program var.
https://i.arkeolojikhaber.com/pool_file/2019/24/8193_arkeoloji-sempozyumu.pdf
Arkeoloji, geçmiş dönemlerdeki yaşamı zaman ölçeğine bağlayarak tanımlayan bir bilim dalıdır. Bu nedenle, insanı ve oluşturduğu kültürü, içinde yaşadığı doğal çevre ortamı ile birlikte bir bütün olarak ele alır; yalnızca süreci tanımlamakla kalmaz, göreli yada mutlak tarihlerle kronolojik bir dizin de oluşturur. Dolayısıyla geçmişi doğru bir şekilde anlayabilmek için arkeolojinin, konusu dünya olan bütün bilim dallarıyla bilgi paylaşımı yapması gerekmektedir. Her ne kadar bu bağlamda ilk akla gelenler iklim, topoğrafya, canlılar dünyası gibi doğal çevrenin makro ölçekli elemanları ise de, bunların temelini oluşturan mikro ölçekli kimyasal, fiziksel ve biyolojik verilerin, süreci ortaya koymaktaki önemi giderek daha iyi anlaşılmaktadır.

Arkeolojinin ilk dönemlerinde doğa bilim dallarıyla olan ilişki, yukarıda tanımladığımız makro ölçek düzeyinde jeoloji, coğrafya, zooloji, botanik ve fiziki antropoloji ile kurulmuşken, geçen yüzyılın ortalarından itibaren giderek çeşitlenmiş, günümüzde artık nükleer fizikten mikrobiyolojiye, astronomiden jeokimyaya kadar birçok bilim alanıyla arkeoloji arasında karşılıklı bilgi paylaşımına dayanan bir birliktelik doğmuştur. Arkeoloji, doğa bilim dallarının olanaklarından yararlanırken, doğa bilim dalları arkeolojinin geçmişi zaman dizinine bağlayarak süreci tanımlamasından yararlanmaktadır. Bu da arkeolojiye yeni bir işlev yüklemiş ve arkeolojiyi doğa bilim dallarının "zaman laboratuvarı " konumuna taşımıştır.

14 Kasım 2019 Perşembe

1556 ve 1509 İstanbul Depremleri


The 1556 Istanbul (Constantinople) Depremi. Elle renklendirilmiş, gravür baskı.
Özel koleksiyon, Prag.
10 Mayıs 1556'da gerçekleşen depremi temsilen gösteren yukarıdaki resim; depremin çağdaşı olan, geniş kapsamlı bir Alman raporuna dayandırılarak Hermann Gall tarafından gravür olarak hazırlanmış, Nürnberg'de basılmış  ve dağıtılmıştır.

Resimde ağır hasar alan Ayasofya Camii'nin yanı sıra; tahribata uğrayan binalar, saraylar, kiliseler, surlar, kapılar, panik içinde deniz yoluyla şehirden kaçmaya çalışan insanlar da gösterilmiştir.

Felaketten önce bir kuyruklu yıldız (5 Mart'tan itibaren) art arda 12 gün boyunca gökyüzünde görülmüştür ki bu da resimde gösterilmiş. Bilindiği gibi Orta Çağ'da kuyruklu yıldızların büyük uğursuz olayların bir işareti olduğu düşünülürdü. Bu olay da bu inancı adeta doğrulamış görünmektedir.

1556 depremi  İstanbul için ciddi sonuçlar doğuran ilk deprem değildi. Yaklaşık 50 yıl önce, yani 10 Ekim 1509 tarihinde çok şiddetli bir deprem olmuştu. 1509 depremi, 1556 depreminden çok daha yıkıcı bir depremdi. Bu depremde 109 cami, 1000 kadar ev harap olmuş, 13.000 kişi ölmüş, büyük kayıplar yaşanmıştır. Depremden sonra tsunami görülmüş, depremin etkileri Yunanistan, Romanya ve Nil Deltası'nda dahi hissedilmiştir.

Kaynak: The Illustrated History of Natural Disasters, Jan Kozák-Vladimír Cermák, Springer, 2010

19 Mart 2019 Salı

Anabasis: Onbinler Kardukların Ülkesinden Geçerken...

Ksenefon


Kardukh kelimesinin geçtiği ilk yerden itibaren birebir, kesintisiz alıntıladım. Açıklama notları, ekler, görseller ve alt yazıları bana aittir.

Bu yazının içeriğinde şunlar var: 
1. Giriş
2. Anabasis'in Türkçe çevirisinin Karduklarla ilgili bölümü
3. Ek 1: Anabasis ve yazarı hakkında bilgi
4. Ek 2: Anabasis'te geçen Tarihi Karduk bölgesinin günümüz haritalarına göre çözümlenmesi 
5. Ek 3 : Anabasis'in İngilizce çevirisinin Karduklarla ilgili bölümü

Giriş
Eski kroniklerin çoğunda olduğu gibi burada da bölümler, kısımlar ve hatta bağlama uygun küçük bölümler (belki sekans demek lazım) tek tek numaralandırılarak belirtilmiştir. Okurken bunların karışılık yarattığını bildiğim için anlaşılırlığı arttıracağını düşünerek her numarayı satırbaşına yerleştirirek yazdım. Uzun açıklama başlıkları da yine eski dönemlerin bilinen bir geleneği. Böyle yazıyorlar. Neler olduğunu, bir başlık şeklinde adeta özetleyerek daha baştan gösteriyorlar. Karşılaştırılması amacıyla Türkçe çeviriden sonra ilgili kısmın İngilizce çevirisini de koydum.
Ksenefon’u (Xenophon)  Zenefon olarak okuyoruz. Anabasis, Grekçe’de “yürümek, ilerlemek” anlamına gelen bir kelime.

Kardukh ismine gelince... Şüphesiz Kürtlerden bahsediyorlar. Bu konuda ayrıntılı bilgiyi ek 2'de yazdım.

Kaynak
Bu harita Ksenefon'un anlattığı seferi ve geri dönüş yolculuğunu göstermektedir
Yolculuk Perslere ait bir satraplık olarak yönetilen Lidya topraklarında başlar.
Satrap aynı zamanda kralın kardeşi olan Kyros ki bu bildiğimiz büyük Kyros değildir, topladığı paralı askerlerle
kardeşini tahtan indirmek için Lidyalıların başkenti olan Sardes'ten yola çıkar.
Sardes, Manisa'ya bağlı bir ilçe olan Salihli'ye çok yakın, bugün de bilinen ve gezilen antik bir şehirdir.
Harita ve yolculukla ilgili açıklamalarım için Ek 2'ye bkz.  

30 Ocak 2019 Çarşamba

Seydi Ali Reis'in Hint Denizi'nde Başına Gelenler

Katip Çelebi


Seydi Ali Kapudan: Bu Hüseyinoğlu Seydi Ali, Katibi takma adıyla ün almış olup beğenilir şiirleri ve deyişleri olduktan başka deniz işlerinde ve felekiyatta bilgi sahibi, nazım ve nesirle yazmaya gücü yeter bir varlıktı. Hind Denizi üzerine Muhit adlı bir kitabı; rubu', usturlap, rubu' mukantara ve ceyb fenlerini[1] toplayan Mirat-ı Kâinat adlı bir eseri ve Fethiyye Çevirisi vardır. Ondan sonra Tersane Ocağına onun benzeri gelmemiştir.
Merhum Sultan Süleyman Han ile Rodos fethinde birlikte olup sonra Mağrıp'ta ve başka yerlerde merhum Hayreddin Paşa, Sinan Paşa ve başka kapudanlarla türlü hizmetler eylemiş ve ataları lstanbul'un fethinden beri tersane kethüdaları olduğundan derya ilmi[2] kendisine miras olmuştu. Bundan dolayı Sultan Süleyman Han do­kuz yüz altmış sonlarında [1556] Mısır kapudanlığını kendisine verüp Basra'da olan gemileri Mısır'a iletmesini ferman eyledi.

11 Ocak 2019 Cuma

Türkiye'deki NATO ve Amerikan Üsleri, Tesisleri

Kendi taramamdır. Üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.



1. 1988 yılına ait bu haritayı bir ansiklopediden tarayarak aldım. Yakın tarihi incelerken veya konusu geldiğinde en çok merak edilen noktalardan biri de Türkiye'deki ABD ve NATO üslerinin nerelerde olduğu, niceliği ve niteliğidir. Belirtildiği gibi harita açık kaynaklardan yararlanarak yapılmış (maalesef bu kaynakların isimleri yazılmamış bu eksi puandır). Aradan çok zaman geçtiği için şimdiki durumda bazı değişikliklerin olması muhakkak görünüyor. Bu haritanın doğrulanmaya ihtiyacı var. Bir belge olarak buraya bırakıyorum. Kaynak: Sosyalizm ve Toplumsal Mücadeleler Ansk., İletişim Yayınları, 1988, Cilt 7, s. 2172

10 Haziran 2017 Cumartesi

Roma Yolları


Sasha Trubetskoy3 Haziran 2017

Roma yollarının, bir metro haritası gibi yorumlanması ve gösterilmesi.  MÖ. 125


24 Mart 2017 Cuma

Körfez'in Petrol Destanı

 Charles Zorgbibe

Mescidi Süleyman'da ilk petrol kuyusunun inşası. https://wn.com/1908_masjed_soleyman
(bu adreste ilgili başka videolar da var)

26 Mayıs 1908'de, Mescid-i Süleyman'da (İran kıyısında, Zagros dağlarının eteğinde) masmavi gökyüzüne siyahımsı bir fışkırma Körfez'de petrol dönemini başlatıyordu.

1927'de, ikinci önemli keşif Irak'ın kuzeydoğusunda, Kerkük'te gerçekleşti. 1932'de Bahreyn'de petrole ulaşılıyordu. Bulunan değersiz bir yataktı, fakat bu olay peşpeşe gelen etkiler doğuracaktı: Petrol araştırmalar bundan böyle batı kıyısında yoğunlaşıyor, oldukça sınırlı bir bölge olmasına rağmen en önemli petrol rezervlerini barındırdığı ortaya çıkan, Katar'dan İran sınırına doğru
uzanan, 600-700 km uzunluğundaki şerit üzerinde gerçekleştiriliyordu.
1938'de Burgan'da (Kuveyt), 1939'da Abkaik (S. Arabistan) ve Dikran'da (Katar), 1949'da Zübeyr'de
(Irak'ın güneyi), 195l'de Safaniye'de (S. Arabistan sahili üzerinde) "yağ" keşfedildi ...

5 Mart 2017 Pazar

Peri Bacaları veya Kültür Nedir?



Peri Bacaları
Foto: Burcu Karaman
Kapadokya bölgesinde rastladığımız peri bacaları, bölgede yer alan Erciyes Dağı, Hasan Dağı, Göllüdağ ve Karacadağ gibi volkanların etkin halde bulunduğu Üst Miyosen devrinde (günümüzden yaklaşık olarak 10 milyon yıl önce) vuku bulan lav püskürmeleri sonucunda, yani bir doğa olayı sonucunda, oluşmuşlardı. 
Ancak bu doğal oluşumlar insan eliyle değişime uğratılmıştır. İçleri insanlar tarafından oyularak, bölgede kaya dam denilen konutlar ortaya çıkmış, peri bacalarının bir kısmı da içleri oyularak birer ibadet mekânı, kilise, haline getirilmiş ve Hıristiyan dinsel hayatını yansıtan pek çok duvar resmiyle bezenmiştir. 

19 Eylül 2016 Pazartesi

İstanbul'un Surları ve Kapıları


Üzerine tıklayınca büyür... 


Kaynak İstanbul Ansiklopedisi
Kendi taramamdır (DK)

19 Nisan 2016 Salı

Atlantis:Timaios Diyalogunda

Platon


"İmparatorluğun Yıkımı", Cole Thomas,1836
https://en.wikipedia.org/wiki/The_Course_of_Empire
KRİTİAS - Size yaşlı bir adamdan dinlemiş olduğum bu eski öyküyü anlatacağım. Kritias, o zamanlar, dediğine bakılırsa, doksanına basmak üzereydi; bense on yaşlarımda ya vardım ya yoktum. Apaturioslar (7) Bayramı'nın Kureotis günündeydik. Bu kez de tören, biz çocuklar için her zamanki gibi oldu. Babalarımız bize şiir okuma yarış­maları düzenlediler. Birçok şairin türlü şiirleri okundu; Solon'un şiirleri o zamanlar daha yeni sayıldığından çoğumuz onlardan okuduk. Arkadaşlarımdan biri ya gerçekten zevk aldığı için ya da Kritias'ın hoşuna gitsin diye, Solon'un, kendisine göre, yalnızca insanların en bilgesi olmakla kalmadığını, şiirdeki değeriyle de bütün şairlerin en soylusu olduğunu söyledi. 

29 Şubat 2016 Pazartesi

Neden siz beyazların bu kadar çok kargosu var? Tüfek, Mikrop ve Çelik

Jared Diamond
1997


Jared Diamond,  Papua Yeni Gine'de ok atmayı deniyor.
Öndeyiş 
Yali'nin Sorusu: "Neden siz beyazların bu kadar çok kargosu var?"

... 1972 yılının Temmuz ayında tropik bir ada olan Yeni Gine'de deniz kıyısında yürüyordum. Bir biyolog olarak kuşların evrimini incelediğim yerdir Yeni Gine. Yali adında müthiş bir yerli siyasetçiden söz edildiğini duymuştum, o günlerde o bölgede dolaşıyormuş. Bir rastlantı sonucu o gün Yali ile ikimiz aynı yöne doğru yürümekteymişiz. Yali arkamdan yetişti. Bir saat birlikte yürüdük ve bir saat boyunca konuştuk.

30 Aralık 2015 Çarşamba

David Harvey: Sermaye Muamması

Türkan BUDAK

David Harvey'nin Sermaye Muamması: Kapitalizmin Krizleri İsimli Kitabı Üzerine İnceleme

Graduate Center of the City University’de antropoloji profesörü olan David Harvey, özellikle neoliberal kapitalizmin eleştirisini yaptığı çalışmaları ile beşeri bilimler alanında dünyada en çok atıf yapılan sosyal bilimcilerden biridir. Yazar kapitalizmin eleştirisini yaptığı eserlerinde sosyal sınıf bilinci ve Marksist mü- cadelenin önemini vurgulamaktadır. 2009 yılında New York’ta The Enigma of Capital adı ile yayınlanan eserde de yazar bu eleştirilerine devam etmekte ve sermayenin toplumlar üzerindeki tahakkümünün ancak sosyal sınıf bilincinin gelişmesiyle ortadan kaldırılabileceğini ileri sürmektedir. Sungur Savran tarafından 2012 yılında Sermaye Muamması: Kapitalizmin Krizleri adı ile Türkçeye çevrilen kitap sekiz alt başlıktan oluşmaktadır. Kitap kapitalizmin işleyişi adına okuyucuya bir yol gösterirken sermaye akışının da nasıl bir olgu olduğunu derinilmesine irdelemektedir.

25 Aralık 2015 Cuma

Urartu Şamram Kanalı


http://www.sehrivangazetesi.com/haber-5088-3_bin_yillik_tarihi_kanal_uzerinde_hes.html
Bu resimli haber 2013 yılına aittir.
Günümüzden binlerce yıl önce, bugünkü görkem ve teknolojik hassaslığı aratmayan Urartu su mimarisi anıtlarından bazılarının, yörede bugün bile yer yer işe yaraması şaşkınlık yaratıyor. Üstelik dönem ve dayanıklılık açısından bakıldığında, araştırmacılar Urartu baraj, gölet ve sulama kanallarının dünyanın hiçbir yerinde bir benzerlerinin daha bulunmadığını da kabul ediyorlar. Tabii bunların, Şamram Kanalı örneğinde olduğu gibi, çalışır durumda olması konunun önemini daha da arttırıyor. Çünkü bölge, birinci derecede deprem kuşağı içinde bulunuyor ve Urartu dışındaki uygarlıkların anıtları sarsıntıların etkisiyle yerle bir olurken, Urartuların yapıtları şaşılacak biçimde afetlere direnç göstermişler.

Sömürgeciliğin Yükselişi ve Çöküşü Haritası

https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/8/89/Colonisation2.gif

24 Aralık 2015 Perşembe

Afrika'dan Çıkış ve Evrim Haritası

Times Dünya Tarihi Atlası'ndan alınmıştır. Üzerindeki bilgileri ben yeniden yazdım DK.