Tarih Öncesi Dönem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tarih Öncesi Dönem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Temmuz 2021 Pazartesi

Göbekli Tepe Posteri

Tıklayarak büyütebilirsiniz. Bilim ve Teknik dergisinin 2014 yılında çıkardığı bir ek. Eğitimde ders aracı olarak kullanılabilir. Posterin incelenmesi ve buradan üretilecek sorularla etkili ve zevkli bir ders işlemek mümkün. 


Kaynak  https://ekitap.site/tr/details?no=42059&c=4u158

şu da kullanılabilir  https://ekitap.site/tr/details?no=165662&c=4100

6 Aralık 2019 Cuma

Tümülüs Nedir, Kurgan Nedir?


Kendilerine defineci diyen soyguncuların güya yaptıkları kazı sonucu mahvedilmiş bir tümülüs
Kırklareli’ne bağlı Yündolan Köyü civarındaki C tümülüsü.
Tümülüs, bir mezar tepesidir. Soylu bir kişi için yapılan taş mezarın yerinin belli olması için üzerine  toprak yığılarak külah biçimli bir tepe oluşturulur. Genellikle toprağın akmaması için killi topraktan yararlanılır. Dolayısıyla höyüklerden farklı, bir yerleşim dolgusu değil, altında bir ya da birden fazla mezar olan bir anıt yapıdır. Tümülüs geleneği Anadolu'ya Avrasya steplerinden Trakya üzerinden geldiği için, en yaygın olarak Trakya'da görülür. Ancak Batı ve Orta Anadolu' da ve daha ender olarak
Doğu Anadolu'da da tümülüslere rastlanır.
Tümülüs geleneğinden bin yıl kadar daha eski olan mezar tepeleri, genellikle "kurgan" ya da farklı dolguları nedeniyle ''taşlıtepe" olarak adlandırılırlar. Bunların içinde tümülüsteki gibi taştan yapılma bir mezar odası değil, genellikle toprağa açılmış ahşap mezar odaları bulunur. Tümülüslerin yüksekliği ve büyüklüğü de, onu bırakan kültürün gücü ile bağlantılıdır. 50 m'yi bulan yükseklikte tümülüsler olduğu gibi, birkaç metre yüksekliğinde alçak tümülüslere de rastlanır.

Anadolu'nun en görkemli tümülüsleri arasında, Yassıhöyük Gordion'daki Kral Midas Mezarı olarak adlandırılan tümülüs gelmektedir. Tümülüsler bazen tekil, bazen de onlarca tümülüsün bir arada bulunduğu "tümülüs mezarlığı" şeklinde olabilirler. Bunların en bilinen örneği Sardes çevresindeki Bintepeler'dir.

Metin: Mehmet Özdoğan, 50 Soruda Arkeoloji, Bilim ve Gelecek Kitaplığı, 2011, s. 48-50

Höyük Nedir?

Mehmet Özdoğan

Herhangi bir yerde kurulmuş olan yerleşim yerinin yıkıntısının bıraktığı yükselti. Yukarıda tanımladımız arkeolojik dolguyu basit bir göçebe çadır yeri için değil, bir topluluğun yerleşim yeri için tanımlarsak, bu dolgunun içindeki kalıntı ve bulgular daha fazla çeşitlenecek ve dolayısıyla dolgu kalınlaşacaktır. En basit kerpiç bir ev bile, sahipleri terk ettikten sonra şu ya da bu neden­le yıkılsa, içindeki işe yarayan yapı malzemeleri başkaları tarafından alınsa bile, mutlaka temelleri, duvarın en alt sırası, tabanı, taban üzerindeki ocak, seki, depo gibi yapı öğeleri ve o dönemde kullanılmış olan her türlü malzeme kırık da olsa, o dolgunun içinde bulunacaktır.

Yerleşmeler her zaman yaşamak için en uygun yer se­çilerek kurulur; en uygun yer de çoğu kez su kaynağı ile bağlantılıdır. Bu nedenle evler yansa, yıkılsa da, yerleşme aynı coğrafi noktada devam eder. Yerleşmeler terk edilse ve farklı bir insan topluluğu o bölgeye herhangi bir nedenle gelse de, gene yeğleyeceği yer çoğunlukla aynı noktadır. Yeni bir ev kurulurken daha önceki yıkıntının molozu düzletilir. Ancak çok ender durumlar dışında, bu yıkıntı tümüyle kazılarak atılmaz. Düzletilen eski molozun üze­rine yeni bir ev kurulur. Dolayısıyla yukarıda tanımladı­ğımız arkeolojik dolgu, kendinden sonra kurulan evin altında, yeni yapılandan farklı niteliğiyle korunagelir. Yerleşim yeri, bu arkeolojik dolguların artmasıyla giderek yükselmeye başlar. Böylelikle yerleşme yeri çevreye göre daha korunaklı hale gelir ve bu alan yeni yerleşimciler için su kaynağının ötesinde tercih sebebi olur. Hep aynı yerde yerleşilmesi sonucunda, zaman içinde bir höyük oluşma­ya başlar. Höyükte her bir yerleşimi temsil eden dolguya "tabaka" adı verilmektedir. Ardı ardına dizili tabakalar, çoğu kez belirli bir kültür dönemini temsil eder. Süreç içinde daha sonra farklı bir kültüre ait tabakalar oluşmuşsa, altta bir çok tabakadan meydana gelen ve kültür birliği olan arkeolojik birime "kültür evresi" adı verilir.
Aşağı Pınar kazısı, MÖ 5200 yılları, 4. kültür katı.
https://arkeofili.com/neolitik-donem-uzerine-prof-dr-mehmet-ozdogan-roportaji/
Ahşap mimarinin yanarak korunmuş durumu. Duvar içinde görülen yuvarlak izler, yanarak ortadan kalkmış olan ahşap direklerin izleridir. Orası şiddetli bir yangın geçirdiği için, yanmış olan tabandan çok sayıda in situ [yerinde]  buluntu ve tahıl örneği çıkmıştır.

24 Kasım 2019 Pazar

Arkeoloji Nedir?



Sir Mortimer Wheeler, İngiltere'de Maiden Kalesi'nde
ızgara yöntemi kullanarak kazı yapıyor. 1934-1937
Kaynak: Brian Fagan, 
Archaeologists: Explorers of the Human Past 

Arkeoloji, geçmiş dönemlerde yaşamış insan topluluklarının kültürel ve toplumsal düzenlerini, günümüze kadar gelebilen maddi kalıntılara dayanarak araştıran, belgeleyen ve gelişim sürecini inceleyerek yorumlamaya çalışan bir bilim dalıdır.

Geçmişi algılamaya yönelik iki farklı bakış açısı vardır. Bunlardan biri durağan ve zaman derinliği olmayan bakış açışıdır. Buna göre insan ve içinde yaşadığı dünya, çok da eski olmayan bir dönemde yaratılmış ve yaratıldıktan sonra evrim geçirmemiş, değişiklikler yalnızca ayrıntı düzeyinde kalmıştır. Bu, söylencelere dayalı, kanıtlanması gerekli olmayan, " inanılan" geçmiştir.
Bundan tümüyle farklı olan ikinci bakış açısı ise, geçmişi anlamak için soru sorar ve sorduğu soruları yanıtlayacak somut kanıtlara gerek duyar. Elde ettiği sonuçlara göre geçmişi tanımlamaya ve yorumlama çalışır. Bu bakış açısında, geçmişin zaman derinliği ve geçmişten günümüze kadar sürekli bir değişim vardır.

Çağdaş bilimin temeli, sorgulama ve sorulara somut kanıtlar aranmasına dayanır; bu aynı zamanda çağdaş düşünce sisteminin de temel ilkesidir. Bugün "Batı düşünce sistemi" olarak adlandırdığımız çağdaş düşünce sisteminin temelinde "evrim" kavramı vardır. Burada evrim sözcüğünün yüklendiği iki anlam vardır: Geçmiş zamansal olarak yassı değil, derindir; durağan değil devingendir;  zamanın derinliği de, değişim de somut verilerle kanıtlanabilir.

8 Kasım 2019 Cuma

MÖ 5000 Yılından Kalma Figürin: Cernavoda Düşünürü



Cernavoda Düşünürü
Romanya Ulusal Sanat Müzesi, Bükreş
Bu küçük *terra-cotta yani pişirilmiş kilden yapılmış olan bu figür Romanya'nın Cernavoda bölgesinde bulunmuş. Yapıldığı yılın MÖ 5000 olduğu düşünülüyor.

Küçük heykele konu olan kişi alçak bir taburede oturuyor, iki elini de başına dayamış, muhtemelen düşünüyor. Bu yüzden arkeologlar ona düşünür adını vermişler. Bu kişinin kadın veya erkek olup olmadığı çok net değil ama beden yapısı onun bir kadın olabileceğini gösteriyor.

Bu çok önemli bir buluş bizim için. Bu kişi başkaca bir şey yapmayıp sadece düşünüyor. Elbette düşünüyor olduğunu düşünmemiz yanlış değilse... MÖ 5000 yılında yapılmış bu heykel bir insanın kendi içine dönerek gözlem yaptığı en eski, ilk örnek.

Bu **figürin bir mezarın yanında bulunmuş. Bu durumda bu kişinin kederli düşüncelere daldığını da öngörebiliriz  ki bu olabilecek en uygun çıkarım olur.

Görsel Kaynak: A History of World Societies, Merry Wiesner-Hanks vd., Bedford/St. Martin’s, 2018, s. 84

*Terakota veya terrakotta; pişmiş; kil bazlı, kahverengimsi kızıl renkli, mat seramik toprağı. Bununla birlikte bazı su geçirgen ve parlak seramiklere de terrakotta denir. Saksı ve çömleklerden, su ve kanalizasyon borularına; yüzey süslemelerinden, inşaat malzemelerine kadar çok çeşitli bir kullanım alanı vardır. 
**Figürin: Genellikle canlı varlıkları betimleyen, kolayca taşınabilir nitelikte üç boyutlu küçük sanat yapıtı. Heykelcik. Taş, ahşap, metal, pişmiş toprak vs. gibi her tür malzemeden yapılabilir.

18 Mart 2019 Pazartesi

Homo Sapiens, Tek İnsan Türü Değildir

Yuval Noah Harari

Bu görüntülerin hayali çizimlerden ibaret  olduğunu bir kere de ben hatırlatayım.
Elbette ellerindeki kalıntılardan yararlanarak çiziyorlar, etlendiriyorlar ama
yine de hiç biri gerçeği tam olarak yansıtmaz, yansıtamaz. 
Tarihten çok önce insanlar vardı[1] Modern insanlara benzeyen hayvanlar ilk olarak yaklaşık 2,5 milyon yıl önce ortaya çıktı. Fakat sayısız nesil boyunca aynı çevreyi paylaştıkları çok sayıda organizmadan ayrışmadılar.

İki milyon yıl önce Doğu Afrika'ya bir gezi yapsaydınız, çok tanıdık insan karakterlerine tanık olabilirdiniz: çocuklarına sarılan endişeli anneler, çamurda oynayan çocuklar, rahat bırakılmak isteyen yaşlılar ve toplumun kurallarına başkaldıran gençler, görmüş geçirmiş yöneticileri ve köyün güzelini etkilemek isteyen gösteriş meraklısı maçolar. Bu arkaik insanlar âşık oldu, oynadı, yakın arkadaşlıklar kurdu, güç ve statü için mücadele etti. Fakat bunu şempanzeler, babunlar ve filler de yapıyordu. İnsanların hiç de özel bir durumu yoktu. Hiç kimsenin, elbette insanların da, bir gün kendi soylarından gelenlerin ayda yürüyeceğine, atomu parçalayacağına, genetik kodu çözeceğine ve tarih kitapları yazacağına dair en ufak bir fikri yoktu. Tarih öncesi insanlarla ilgili bilinmesi gereken en önemli şey, etraflarına; goriller, ateşböcekleri veya denizanalarından daha fazla etki etmeyen sıradan hayvanlar olduklarıdır.

2 Şubat 2019 Cumartesi

Türkiye Müzelerinden Seçme Eserler

Açıklamalar resimlerin üzerinde yazmaktadır. Tıklayarak büyütebilirsiniz. Kendi taramalarım. 





31 Ocak 2019 Perşembe

Göbeklitepe nedir? Buraya bir tapınak diyebilir miyiz?

Söyleşi
Lee Clare

[Arkeofili dergisi, Göbekli Tepe'de çalışmalar yürüten Alman arkeolog Dr. Lee Clare ile bir söyleşi yapmış. Bu söyleşi şimdiye kadar söylenenlerden daha farklı bir bakış açısı getirdiği için önemlidir. Yazı yeni yayımlandığı için sadece giriş bölümünü aşağıya aldım. Yazının tamamını okumak için lütfen orijinal kaynağına gidiniz.]
Lee Clare, D Yapısı’nda çalışırken.. (Eylül 2018)

1- Göbeklitepe nedir? Buraya bir tapınak diyebilir miyiz?
İlk ve en önemlisi, Göbeklitepe, MÖ 10. bin yılın sonlarından, MÖ 9. bin yıllarına tarihlenen bir tarih öncesi alandır (MÖ ~ 9,500-8,000). 1500 yıl kadar süren bir dönemden kalma arkeolojik birikintiler içeren yapay bir höyüktür. Bu birikintiler arasında mimari yapılar, atıklar ve tortu birikintileri yer alır. Kazılarda büyük miktarlarda faunal ve botanik kalıntılar, çakmaktaşı ve öğütme taşı eserleri, ayrıca hayvan ve insan tasvirleri ile heykeller ortaya çıkarıldı.
Buranın yorumuna dönecek olursak, Göbeklitepe’nin “tapınak” olarak önerilen işlevinin son derece problemli olduğunu her zaman vurguladım. Bu terim mevcut haliyle, örneğin tanrıların ve eğitimli bir ruhban sınıfının varlığını varsayar. Ayrıca, “tapınakların” (ilahi tapınım için bir yer olmasının yanı sıra) bir tür ekonomik güç kullandığı anlamına gelir. Bu yorum, MÖ 10. ve 9. bin yıllarında yaşayan Taş Devri toplulukları için tamamen gerçek dışıdır. Bu tür “tapınak ekonomileri” en azından geç Kalkolitik / Bronz Çağı’na kadar ortaya çıkmıyor.

13 Kasım 2018 Salı

Prehistorik Mağaralar


Lascaux II Mağarası
Orijinal mağaranın yayılan mantarlardan zarar görmesi nedeniyle kamuya kapanmasından (1963) sonra ziyaretçilerin gezebilmesi amacıyla kopya olarak üretilen (1983) bu yeni mağaradan bir görüntü (büyük salon).
Orijinal mağara 200 metre uzaktadır.  

https://www.ancient.eu/image/8664/lascaux-ii-cave-today/

Resimlerin o dönem kültürlerine ait sunduğu ipuçları; dönemin kültürünün yanı sıra yöredeki hayvan çeşitliliğini de sergiliyor. Buzul çağına ait bu hayvan figürleri özellikle Avrupa'nın güneyindeki yabanıl hayatın zenginliğini gösteriyor. Ancak özellikle o dönemin Avrupa'sında zengin nehir yataklarının, vadi ve platolarının varlığı hesaba katıldığında, hayvan türlerinin sadece resimlerdeki yabani öküz, ren geyiği, at, ayı, bizon vs. ile sınırlı olamayacağını; bu ise resmedilmesi tercih edilen hayvanların özel, belki de dini bazı gerekçelerden ötürü seçilmiş olduğunu düşündürüyor.

3 Nisan 2018 Salı

Neandertal mi yoksa Neanderthal mi?

Robert J. Sawyer
Kaynak

Her ikisi de doğru ve her ikisi de paleoantropologlar arasında bile yaygın olarak kullanılıyor.
İnsana ait bu fosil tipi 1856’da, Düsseldorf yakınlarında bir vadide bulundu ve adını oradan aldı. O zamanlar oraya Neanderthal* deniyordu; thal ‘vadi’ anlamına geliyor, ‘Neander’ de vadiye adını veren adamın ‘Neumann’ olan soyadının Yunanca versiyonuydu.

1 Nisan 2018 Pazar

Nevali Çori'nin Keşfi

Klaus Schmidt
"Eldeki parçaya göre üzerinde dans sahneleri betimlenmiş bir tabak söz konusuydu."
Bu buluntu; bir taş kandil ya da tütsü kabı olarak yorumlanabilir, diyor Schmidt.

Nevali Çori - Veba Vadisi’nde

“Veba Vadisi” şeklinde çevrilebilen ürkütücü *Nevali Çori ismi, insanın sırtından soğuk terler dökülmesine neden oluyor. Çor* kelimesi ile “karaölüm”den daha çok, belirgin bir domates hastalığı kastedilmekte. Burada bilim adına keşfedilen, sebze ile ilgili yer isminin çağrıştırdığı kadar dramatikti.

Her şey 1979 yılı sonbaharında genç bir arkeoloğun Fırat’ın Türkiye’deki orta bölgesinde yüzey araştırması yapmasıyla başladı. Yeni başlamış Lidar Höyük kazılarının başkanı Harald Hauptmann’nın görev vermesi üzerine Hans Georg Gebel, Tunç Çağı höyüğünün yakın çevresinde başka arkeolojik yerleşmelerin olup olmadığını anlamak için araştırmalara girişir.

21 Kasım 2017 Salı

Uygarlığın İlk Adımları: Neolitik Çağ

2007 Ocak
Sergi Tanıtım Yazısı
Sergi için üretilen Göbekli Tepe tapınağı maketinden görünüm
Neolitik Dönem: Günümüz Uygarlığının Temel Taşları
Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık A.Ş.’nin üstlendiği bu sergi 2007 yılının Ocak ayı ortalarında Almanya Karlsruhe kenti Badisches Museum’da açılan “İnsanlığın En Eski Anıtları” sergisinin bir devamı niteliğindedir. Yalnızca Anadolu ve Yakındoğu değil, Avrupa da dahil olmak üzere günümüzde dünyaya hâkim olan uygarlığın temel taşlarını içeren, günümüzden önce 14000 ilâ 8000 yılları arasındaki uzun bir süreci yansıtan bu sergi, haklı olarak, beklenenin üzerinde bir ilgi görmüş ve büyük bir heyecan yaratmıştır. Özellikle son yıllarda bu dönemi yansıtan Çayönü, Körtik Tepe, Nevali Çori, Göbekli Tepe, Aşıklı gibi merkezlerde yapılan arkeolojik kazılar, uygarlığın ilk dönemleri ile ilgili bilgilerimizi, yorumlarımızı kökten değiştirecek kadar önemli yeni sonuçlar vermiştir. Bu kazı yerlerinden ortaya çıkan bilgi ve görkemli buluntuların yurt dışında yaratmış olduğu heyecan dalgasının ülkemizde yankı yaptığını söylemek, maalesef olası değildir. Anadolu’nun tarihöncesi kültürleri denince ilk akla gelen, renkli ve görkemli buluntularıyla Çatalhöyük olmaktadır. Ancak Çatalhöyük, burada ele alınan dönemin en son aşamasını temsil etmektedir. Şimdiki sergi ise bizi, Çatalhöyük’ün başlangıcından 4000 daha eskiye götürmekte, Çatalhöyük’ün başlangıcına kadar olan süreyi anlatmakta ve Çatalhöyük’ün başlangıcıyla sona ermektedir. Anadolu’nun en eski uygarlığının görkemi bu sergi ile ülkemizde ilk kez toplu olarak sunulmaktadır.

26 Şubat 2016 Cuma

Stonehenge'i Kim Dikti?

 Paul Aron



Mısır'ın piramitleri, Yunanistan'ın Parthenon'u, Roma'nın Colleseum'u hep büyük uygarlıkların, firavun ve filozofların, imparator ve kahramanlarının imgelerini akla getirirler.
Stonehenge insanda böyle bir izlenim uyandırmaz.

Salisbury Ovası'ndaki büyük taş blokların kalıntılarının çevresinde, tarihsel şehirler değil, doğu yönünde Londra'ya giden modern otoyollar bulunur. Burada çözülecek hiyeroglifler, yorumlanacak Sokratik diyaloglar yoktur. Stonehenge'i diken Taş Devri ve Tunç Devri insanları daha küçük taş anıtlar da dikmişlerdi.

25 Aralık 2015 Cuma

İnsanı İnsan Yapan Nedir?

Recep Yıldırım  

[Yazarımız bu konuda değişen kriterleri/görüşleri ait olduklara zamanları dikkate alarak  sıralamış. Zaman içinde değişen görüşleri görmek ve anlamak, bir çok konuya eleştirel yaklaşmamızı sağlayabilir.]

1880-1890 yıllarında, insanın insan olmasındaki en önemli etkenin, bu canlı türünün çevresine hem biyolojik hem de zihinsel uyum sağlaması olduğu kabul ediliyordu. 

1900 yıllarında ise düşünce ön plana alınmış, insanın düşünen bir canlı olduğu üzerinde durulmuş, insanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliğinin onun düşünebilmesi olduğu vurgulanmıştır. 

1950 yıllarında alet yapabilme yeteneği insanlığın ölçütü olarak kabul edilmiştir. 

Taş Alet Yapımı Yalnızca İnsan Ailesi İçinde Başladı

Robert J. Braidwood

Belli bir anlamda aletlerin kullanılması, hemen hemen yalnızca primatlara özgü bir olaydır ve eğer, buna daha geniş bir anlam verilmek istenirse, alet yapımı da yine primatlara özgü bir olgunun bir bölümüdür denebilir. Bizim, insan olmayan ve çağdaş en yakın soydaşımız şempanzedir. Dr. Jane van Lawick-Coodall'ın yabanıl şempanzeler üzerinde yaptığı araştırmalar, şempanzelerin öteki hayvanların gözlerini korkutmak ya da onları kaçırmak için zaman zaman taş ve sopa attıklarını ortaya koymuştur. Ayrıca değnekleri sopa olarak kullandıkları da olur.
Şempanzeler basit doğal cisimlerin biçimlerini belli bir işte kendilerine yardımcı olmak üzere değiştirirler. Bir alet yapımı ve kullanımı olarak tanımlanabilecek bu tür etkinlik için verilebilecek en iyi örnek, biçimi değiştirilmiş dal ya da otlarla beyaz karınca (termit) "avlamaktır". Pleistosen 'in [son buzul çağı]  başlangıcından çok önceleri, insanlarla çağdaş gerçek maymunların artık soyu tükenmiş ortak ataları da, büyük bir olasılıkla basit aletler yapıyorlardı. Çağdaş ve insan olmayan primatlarda bugün olmayan etkinlik, düzenli ve örüntülü taş alet yapımıdır. Elimizdeki kesin olmayan kanıtlar, primatlarca taş alet yapımının yaklaşık 3 milyon yıl kadar önce yalnızca insan ailesi içinde başladığını göstermektedir. İlk kültürler için çok önemli olan taş aletlerin ortaya çıkışıyla, arkeolojik belgeler başlamıştır.

13 Aralık 2015 Pazar

Çoban Topluluklar

 William H. McNeill
Mehmet Siyah Kalem'in minyatüründe bozkır insanları. 13. yüzyıl.
http://people.sabanciuniv.edu/~ayiter/stylesforstarters/geo_turk.htm

Tarla açma tarımı yayıldıkça ve bu yaşam biçimine bağlı kişilerin sayısı arttıkça, ilk çiftçilik yöntemlerinde yapılan iki değişiklik büyük bir önem kazandı. Tarımın ilk başladığı dağlık ve tepelik alanın kuzeyinde bulunan Avrasya’nın büyük bozkır bölgesinde az ağaç ve bu nedenle tarla açma tarımına doğal olarak uygun az yer vardı. Öte yandan bozkıra özelliğini veren geniş otlaklar evcilleştirilmiş hayvan sürülerinin yaşamasına uygun yerlerdi. Bu durumda bozkırın avcıları ilk çiftçilerce geliştirilen bir dizi uğraşı ile karşılaştıklarında, tahıl tarımının gerektirdiği yorucu ekme biçme işlerini benimsemeyip, hayvan evcilleştirmeyi benimseyerek, coğrafi çevrelerine etkin bir uyum gösteriyorlardı.

Dinozorların Ölümü: 65 Milyon Yıl Önce Ne Oldu?

[Aşağıda özetlenen "senaryo" Luis Alvarez araştırma grubunca ileri sürülen ve bugün bir çok bilim adamının doğruluğuna inandığı bir kuramdır yani bir bilim-kurgu değildir.]

http://magic-gerbil.deviantart.com/art/Death-of-the-Dinosaurs-349115769

Altmışbeş milyon yıl önce bir gün Dünya, Richter ölçeğine göre 11-12 derece şiddetinde bir depremle sarsıldı. Bu olağan bir sarsıntı değildi. Milyonlarca ton ağırlığında on km. çapında bir gökcismi büyük bir gürültü ile yanarak dünyaya düşmüştü. O sıralarda dünyamızda insan veya insan benzeri  canlılar yaşamıyordu ama başka canlılar vardı. 

10 Aralık 2015 Perşembe

Çatalhöyük; köy müdür, kent midir?

ORÇUN İMGA

http://arkeolojihaber.net/tag/catalhoyuk/
ÇATALHÖYÜK: NEOLİTİK DÖNEM YERLEŞİMİ ÖRNEĞİ
GİRİŞ

Bilindiği üzere tarihçiler, yazının icadıyla başlayan devirlere “Tarihsel Çağlar”, yazının bilinmediği devirlere de “Tarih Öncesi Çağlar” adını vermektedirler. İlk yazı Mezopotamya’da ve Mısır’da yaklaşık olarak, M.Ö. 3000’in başlarında kullanılmaya başlanmıştır. Dolayısıyla, tarih öncesi devirlerin, M.Ö. 3000 tarihinden eski olan çağlar olduğunu söylemek mümkündür. Tarih öncesi uygarlıkları genel olarak; Paleolitik Çağ, Mezolitik Çağ, Neolitik Çağ, Kalkolitik Çağ ve Maden Çağı olarak sınıflandırmak mümkündür.

Childe: İnsan Kendini Yaratır

Gordon CHILDE



http://lithiccastinglab.com/gallery-pages/lakedwellergroupstonetoolslarge.htm
Yazılı tarihte, insanların son beş bin yılda dünyanın çeşitli kısımlarında elde ettiği başarılarının son derece bölük pörçük ve eksik bir kaydı vardır. Yazılı tarihin incelediği kesim, insanların gezegenimizde etkin olmaya başladıklarından bu yana geçen zamanın, olsa olsa ancak yüzde biri kadardır. Sunulan tablo, açıkçası, içinde herhangi bir birleştirici çizgiyi ve yön gösterici eğilimi sezmenin kolay olmadığı bir kargaşa görünümüdür. Arkeoloji bunun yüz kat uzunluğundaki bir dönemi inceler. Bu geniş inceleme alanı içinde, genel eğilimleri ve bir ana gelişme çizgisine ve kavranılabilir sonuçlara yönelen üst üste birikmiş değişiklikleri gösterir.