II. Dünya Savaşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
II. Dünya Savaşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mart 2022 Cuma

İkinci Dünya Savaşı'nın anlatısını Clausewitz'in strateji anlayışıyla mı, yoksa Liddell Hart'ın strateji anlayışıyla mı okumalıyız?

İlkin- Tekeli


Bir okuyucunun, dünyadaki tüm büyük güçlerin ittifaklar kurma yoluyla ikiye ayrıldıkları ve dünya coğrafyasının çok büyük bir kısmını içine alarak yürüttükleri bu savaşın anlatısını okurken ne tür bir değerlendirme çerçevesi kullanacağı önemli olmaktadır. Bu çerçeve, okuma sonrasında ulaşacağımız yargıları büyük ölçüde belirleyecektir.

Böyle bir savaşta en basit değerlendirme çerçevesi, savaşı nihai olarak ki­min kazandığıdır. Tabii ki siyasal açıdan savaşı kimin kazandığı önemlidir.

Ancak savaşın hem kazanan hem de kaybeden tarafa ayrı ayrı maliyetleri­nin ve dünyaya toplam maliyetinin ne olduğu konusunda bir değerlendirme yapmazsak yaptığımız değerlendirme eksik kalır. Bir dünya savaşı sonrasında dünyanın ne kadar büyük kayıp verdiğini söylemenin ve bunu bir insan­lık dramı olarak nitelemenin, insanların ders alması bakımından önemli ol­duğu açıktır. Ama bu değerlendirme, savaşan taraflarını savaş yönetimlerin­deki başarılarını değerlendirmek bakımından yetersiz kalır. Bu savaşta elde edilen sonuç insanlığa daha az maliyetle elde edilebilir miydi sorusundan ka­çınmanın olanağı yoktur. Bu soruya yanıt verebilmek içinse alternatif asker­lik stratejileri üzerinde durmamız gerekecektir.

Bu konuda iki farklı görüşün yarıştığı söylenebilir. Bunlardan birincisi Clausewitz'in savaş stratejisi yaklaşımıdır. Clausewitz'in yaklaşımında düş­manın silahlı kuvvetlerinin yok edilmesi savaşın tek ve açık amacıdır. Bu stratejide her şey sahada fiilen yapılan muharebeye ve kazanılacak zafe­re bağlanmıştır. Bu zaferin bedeli, dökülen kandır. Clausewitz'in yaklaşımı Prusya subayları ve özellikle Moltke tarafından çok katı bir şekilde yorum­lanmış ve daha sonra da Birinci Dünya Savaşı'nı yönlendiren stratejik çerçe­ve haline gelmiştir.

19 Kasım 2019 Salı

Alman Halkının Çoğu Kamplarda Neler Olup Bittiğini Biliyordu




Savaştan sonra kurtarılan kamplardaki durumu gören Amerikan askerleri; Naziler tarafından kamplarda işkence edilen ve öldürülen tutsakların cesetlerini Alman halkına göstererek onları gerçeklere bakmaya, gerçekle yüzleşmeye zorladılar.

Onlar her ne kadar dehşet içinde kalmış görünse de, hiç bir şeyden haberleri olmadığını beyan etse de eldeki kayıtlar, anılar, sözlü tarih çalışmaları bunun tam tersini söylüyor: Haberleri vardı. Umursamadıkları gibi onayladılar da.


Görselin Kaynağı: David F. Crew, Hitler and the Nazis A History in Documents, Oxford University Press, 2005


Şu vieolara bkz. 

**https://www.youtube.com/watch?v=iQsiGaOmn_I
German civilians visit the Buchenwald concentration camp in Weimar, Germany.
Bu video, görseldeki konuyla doğrudan ilgilidir. Kampı ziyaret etmeye zorlanan Alman vatandaşlarını göstermektedir. 

https://www.youtube.com/watch?v=BHIDHniKVjQ&has_verified=1
İngiliz askerlerinin 1945 yılında Belsen kampına girişi ve tanık oldukları durumlar

https://www.youtube.com/watch?v=czbUP6cl2NE
Liberation of Flossenburg Concentration Camp

https://www.youtube.com/watch?v=3BI1WTC67ZI
British Members of Parliament visit German concentration camps and witness atroci..

28 Ağustos 2019 Çarşamba

"Bin Yıllık Reich" kurucusundan sadece bir hafta daha fazla yaşadı

Hitler halleri..
Almanya'nın 1933 ve 1945 arasında derin ve hatta emsalsiz büyüklükte bir değişim yaşamış olmasına rağmen, Nazi Devrimi'nin yapısal zayıflı­ğına ve yetersizliğine dair gereğinden çok kanıt mevcuttur.

Hitler'in asıl hedeflerinden biri, "Devletin gelecekteki tüm kurumları [Nazi] hareketin kendisinden
temellenip yükselmeli," olmuştu. Bu, yüzeysel olarak, Bolşeviklerin tüm devlet kurumlarını  kendilerininkilerle değiştirme amacına benziyordu. Ne ki, pratikte Naziler böyle bir temiz­leme harekatını ne başarabildiler ne de böyle bir şeye giriştiler. (K. D. Bracher ve diğerleri Üçüncü Reich'ın içindekilerin çoğunun uydurulmuş olduğunu savundular: "Hemen hemen her yerde rejim iki düzlemde eşza­manlı olarak işliyor: eski kurumların içine işlemek ve onlarla uzlaşmak, ama aynı zamanda onların üzerine yeni, ayrı ve rakip mekanizmaları inşa etmek." Örneğin, geleneksel sivil memuriyete Nazi bürokrasisi hakim oldu, ama hala ondan ayrıydı. Sonuç olarak, bu kurumların işlerliği sık sık iki başlı ve hemen her zaman karmaşıktı. Nazi siyasal düzeni içsel olarak tutarsızdı ve sistematik değildi, sürekli yaşayıp işlemesi de Füh­rer'in kendisine bağlıydı.

22 Şubat 2019 Cuma

Heidegger’in Seçimi

CHRISTIAN DELACAMPAGNE

Heidegger Alman Nazi partisi (NSDAP) toplantısında.
Leipzig, Kasım 1933 (Illustrierte Zeitung gazetesinden alınmıştır)
bkz. Bu kaynakta (ve en altta)** resimle ilgili ayrıntılı bilgi var (kim kimdir?)

1933 yılı, başka bir açıdan da trajiktir. Hitler’in iktidara gelmesinden birkaç hafta sonra, dönemin en meşhur Alman filozofu Martin Heidegger, Fribourg Üniversitesinde rektörlük görevine atanır ve Nasyonal Sosyalist Parti’ye üye olur (1 Mayıs).

Heidegger NSDAP’ye katıldığında kırk dört yaşındadır. Yani bir gençlik hatası değildir bu. 1945 yılına kadar partinin üyesi olarak kalacaktır. Yani bu, kısa süreli bir bağlılık da olmamıştır.

Hannah Arendt (solda) ve
Heidegger, Arendt'in hocasıydı.
İronik...
Bu katılım bir gaflet sonucu da değildir, çünkü Heidegger, üniversitesinin başına Nazi sempatizanı çalışma arkadaşlarının faal işbirliği ve yönetici kadroların desteğiyle gelir. Heidegger, Nisan 1933’ten Mart 1934’e kadar bir yıl boyunca bu mevkide kalacaktır.

Ne tarafsız ne de sadece onursal bir görevdir bu. İşbaşındaki kişiye gerçek bir iktidar bahşeder ve ondan katıksız bir siyasal itaat talep eder. Nazilerin sivil toplumu denetleme çabasında, üniversite alanının “ yola getirilmesi” önemli bir yer işgal eder. Bu işin, kararsız veya dik kafalı kişilere bırakılması düşünülemez.

17 Şubat 2018 Cumartesi

Faşizmin Doğuşu


Murat Sarıca - Rona Aybay
https://www.discogs.com/Fasci-Di-Combattimento-Camicie-Nere/master/815603
1914 -1915 yıllarında İtalya'da kendilerine Fasci di combattimento » adını veren bir takım topluluklar ortaya çıkmıştı. Bu toplulukların amacı İtalya'nın Birinci Dünya Savaşına katılmasını sağlamaktı. Bunun için, İtalya'nın savaşa katılmasını istemeyenlere karşı zora başvuruyorlar ve karışıklıklar çıkarıyorlardı.

26 Aralık 2017 Salı

İnfaz Memuru Olarak Hukukçular

Kaynak
Ortada Roland Freisler, Milli Mahkeme başkanı Nazi selamı veriyor.
 1942 yılında Halk (milli) Mahkemelerinin başına getirildi ve buradaki gücünü dilediğince kullanarak, mahkemeleri Nazi propaganda şovları haline getirdi. Adolf Hitler'e düzenlenen saldırıda tutuklananlara karşı da bu tür mahkemeler gerçekleştirdi ve her türlü hukuksal uygulamaya ve kurala aykırı davranarak, kana susamış intikam yargıcı haline geldi. Ölüm cezalarının sayısı Freisler'in idaresi altında hızla artmıştır. Tüm işlemlerin yaklaşık 90%'ı ölüm ya da ömür boyu hapis kararları ile sona erdi. 1942-1945 yılları arasında 5.000'den fazla ölüm cezası verdi. Freisler, mahkeme sırasında sanıkları aşağılamaları ve onlara bağırması ile bilinirdi. Freisler, direniş grubu olan Beyaz Gül üyelerini de yargılamış, idam cezası vermiştir. 
3 Şubat 1945'te Berlin'e yapılan bir hava saldırısında isabet alan mahkeme binasında öldü.

12 Ağustos 2017 Cumartesi

Çocuklara Faşist Propagandanın Bir Yolu: Oyun

Milano 1936-37
Faşist propagandanın bir yolu da çocuklara resimli kitaplar hazırlamaktı. 
Bu örnekte görüldüğü gibi,
Habeşistan'ın işgali, propaganda amacıyla; oyun/okuma/yarışma kitabı olarak tasarlanmış.

"İnan, İtaat et, Savaş"

11 Ağustos 2017 Cuma

"Faşist Otoriteye İtaat ve İman Görevi"

Mussolini, 1929'da Devlet Özel Savunma Mahkemesi üyelerini kabul etti.
Özel Mahkeme, silahlı kuvvetler ve Faşist milis memurlarından oluşuyordu.
http://dizionaripiu.zanichelli.it/storiadigitale/p/voce/4293/mussolini-benito#!prettyPhoto
"Faşist iktidar yerleşip, kendi devletini kurmaya  başladığında, daha siyasal partiler kapatılmadan, La Giustiza, Corriera della Sera gibi gazeteler kapatıldı  veya kaba kuvvetle ele geçirildi. 31 Aralık 1925 tarihli  yasayla, Sindacato Naziollale Fascista del Giornalisti  (Gazeteciler Faşist Sendikası) kuruldu ve bu sendika üyesi olmayanların gazetecilik hakkı ellerinden alındı.  Böylece, özgür haber dolaşımı ve halkın gerçekleri öğrenme hakkı önlendi.

Benito Mussolini (1883-1945)

Evet, evet, evet.... Ve Mussoli'nin başı. 1934 seçimlerinden önce Roma'da Palazzo Braschi'nin ön cephesi https://timeline.com/these-photos-show-what-everyday-life-under-fascism-looked-like-72944c31f5ce

 Braschi Sarayı. İtalyan faşist döneminde, Benito  Mussoli'nin merkezi olarak kullanıldı, diktatörün dev heykeliyle süslendi. Savaştan sonra, 300 mülteci aileye ev sahipliği yaptı ve içerideki freskoların birçoğu ısınmak için yakılan ateşten çıkan yangınla ciddi hasar gördü. 1949'da sivil otoriteye devredildi,  1952'de kapsamlı bir restorasyondan sonra, müzeye dönüştürüldü. 
https://en.wikipedia.org/wiki/Palazzo_Braschi

7 Temmuz 2017 Cuma

Suçluların Güdüleri: Sıradan İnsanlar mı, Fanatikler mi?

Michael Mann

Otto Ohlendorf, Einsatzgruppen liderlerinin yargılanması sırasında baş sanıktı ve aynı zamanda birçok diğer savaş suçlusu zanlılarının yargılanmasında önemli bir tanık oldu. Otto Ohlendorf savaştan sonra kurulan mahkemede kendisine bağlı olan Einsatzgruppen D grubu birliklerinin 1941'de Ukrayna'nın güneyinde 90.000 Yahudiyi öldürdüğünü itiraf etti. Yapılan yargılama neticesinde ölüme mahkûm edildi ve kısa süre sonra, 8 Haziran 1951 tarihinde gece yarısından sonra Bavyera'daki Landsberg Hapishanesi'nde asılarak idam edildi.
https://tr.wikipedia.org/wiki/Otto_Ohlendorf

En cinai temizliklere binlerce kişi karışmıştır. Görgü tanıklarının zihnini en çok kurcalayan soru da şu olmuştur: Görünüşte sıradan insanlar nasıl cinai temizlik suçu işleyebilir? Çoğu durumda basit bir kıyaslama yapılır: Onlar olağanüstü koşullardaki senin benim gibi insanlar mıydı, yoksa ideolojik fanatikler mi?

Bu soruya verilen en meşhur yanıt Stanley Milgram’ın deneyleridir. Milgram sıradan insanlardan, yaptıkları zekâ testine yanlış cevap veren deneklere yüksek elektrik şoku vermelerini istemişti. Bu kişilere bilim adamlarının şok tedavisinin zekâ puanını artırıp artırmayacağını test ettiği söyleniyordu (ve deneyi yapanlar beyaz laboratuar önlüğü giyiyordu!).

23 Haziran 2017 Cuma

Hitler’in İktidar Yolu

Chris Harman

Krizin başlarında, Amerikan Birlik Bankası önündeki kuyruk.
1929 Ekim’inde Wall Street Çöküşü meydana geldiği sırada, Avrupa’nın iki en büyük ülkesinin hükümetlerine İşçi Partisi tipi sosyal demokrat partiler egemendi. Britanya İşçi Partisi’nin Ramsay MacDonald’ı yılın başlarında Liberallerin desteğine dayanan bir azınlık hükümeti kurmuştu; Almanya’da ise Sosyal Demokrat Müller, bir yıl önce ‘ılımlı’ burjuva partileriyle birlikte ‘büyük koalisyon’un başına getirilmişti.

28 Mart 2017 Salı

Alman Utanç Günü 1 Nisan 1933

Ernst E. Hirsch 
1982
1 Nisan 1933 Nazilerin Yahudi işyerlerini boykot çağrısı. Yürütücü milisler SA'lardı (kahverengi gömlekliler)

1933 Mart ayında yapılan Rayh parlamentosu seçimlerinde NSDAP [Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi], oyların sadece %43,9’unu aldı, mutlak çoğunluğu kazanamadı. Böylece NSDAP, gerçi en güçlü fraksiyon oluyordu, ama ancak Deutschnationale Volkspartei fraksiyonunun desteğiyle parlamentoda çoğunluğu sağlayabilirdi. Rayh parlamentosu ve hükümet, anayasaya uygun biçimde kurulmuştu. İşte, bu nedenle bir ihtilâlden değil de, “inkılâptan söz edilmekteydi.

15 Mart 2017 Çarşamba

Yahudi Soykırımında Hollanda Örneği

Hannah Arendt

Hollanda'nın kurtuluşundan sonra; işbirlikçiler ve  moffenmeiden * Hollandalı direnişçiler tarafından teşhir ediliyor.
Tehcir operasyonları, hemen hemen diğer bütün ülkelerde olduğu gibi HOLLANDA'da da devletsiz Yahudilerle başladı. Bu ülkedeki Yahudilerin neredeyse hepsi Almanya’dan iltica etmişti ve savaştan önceki Hollanda hükümeti tarafından resmen "istenmedikleri" ilan edilmişti. Toplam yüz kırk binlik Yahudi nüfusun yaklaşık 35 bini yabancı Yahudilerden oluşuyordu. Belçika'dan farklı olarak, Hollanda sivil bir hükümetin yönetimine verilmişti; Fransa'dan farklı olarak da, ülkenin kendisine ait bir hükümeti yoktu, zira kraliyet ailesiyle birlikte kabinenin tamamı Londra’ya kaçmıştı. Bu küçük millet tümüyle Almanların ve SS’in insafına kalmıştı.

Yahudi Soykırımında Belçika Örneği

Hannah Arendt

Belçikalı siviller Alman ordusundan kaçıyor.  12 Mayıs 1940
Haziran 1942’de Berlin'de yapılan toplantıda, Belçika ve Hollanda’ dan tehcir edilecek Yahudilerin sayısının çok düşük tutulmasının nedeni muhtemelen Fransa için belirlenen sayının yüksek olmasıydı. Yakın bir zamanda yakalanıp tehcir edilecek Yahudilerin sayısı Belçika için on bini, Hollanda içinse on beş bini geçmiyordu. Bu iki ülke için belirlenen rakamlar kısa bir süre sonra bayağı yukarılara çekildi; bunun nedeniyse muhtemelen Fransa operasyonunda karşılaşılan güçlüklerdi.

24 Şubat 2016 Çarşamba

Spinoza Problemi - Nazi Subayının Paradoksu

 Irvin D. Yalom


PROLOG


Spinoza uzun zamandır ilgimi çekiyordu ve bu cesur 17. yüzyıl yazarı üzerine yıllardır yazmak istiyordum. Dünyada yapayalnızdı, ailesi, cemaati yoktu ve dünyayı değiştiren kitaplar yazmıştı. Laikleşmeyi, liberal demokratik devleti ve doğa bilimlerinin yükselişini öngörmüş ve Aydınlanma'ya uzanan yolu döşemişti. Yirmi dört yaşındayken Yahudiler tarafından aforoz edilmiş ve Hıristiyanlar tarafından da hayatı boyunca yasaklanmış olması, muhtemelen kendi putkırıcı, sivil hayat yanlısı hassasiyetlerimden ötürü beni her zaman derinden etkilemişti. İlk kahramanlarımdan biri olan Einstein'ın da bir Spinozacı olduğu gerçeği bu garip akrabalık hissini daha da kuvvetlendirmişti. Einstein Tanrı'dan bahsettiğinde "Spinoza'nın Tanrısı"ndan bahsederdi, tamamen doğaya eşdeğer olan, bütün özleri içeren ve "evren için zar atmayan" bir Tanrı'ydı bu ki bununla istisnasız her şeyin doğa yasaları uyarınca gerçekleştiğini kastediyordu.

10 Ocak 2016 Pazar

Taranta-Babu'ya Mektuplar

Nazım Hikmet

[Büyütmek için tıklayınız.]


Taranta-Babu'ya Mektuplar'ın son kısımlarında yer alan bölüm


23 Aralık 2015 Çarşamba

Çocuk Kitaplarıyla Propaganda

Nazi Döneminden bir çocuk kitabı… Kız çocuğu annesinden oyuncak almasını istiyor. Annesi de bu Yahudi'nin dükkandan alamayız,  iyi Almanlar, Almanlardan alış veriş eder, diyor (mealen).

http://narvasadataa.livejournal.com/104533.html

bkz. Bu adreste başka örnekler de var.

‘Türk Schindleri’ efsaneleri

Ayşe Hür



Struma


Geçtiğimiz hafta Muhtar Kent, Coca Cola Şirketi’nin dünya yöneticiliğine getirildi. Ulusça gurur duyduk. Hatta, Orhan Pamuk’un Nobel Edebiyat ödülünü almasından bile daha çok gurur duyduk. Bu gururumuzu perçinleyen bir diğer husus, Muhtar Kent’in rahmetli babası Necdet Kent’in, İkinci Dünya Savaşı sırasında Marsilya ve Grenoble’da konsolos yardımcısı iken, canını tehlikeye atarak 80 Yahudi’yi Gestapo’nun elinden kurtaran bir kahraman olmasıydı. Üstelik Necdet Kent’in bu kahramanlığı Desparete House adlı bir filme de konu olmuştu.
Geçtiğimiz yaz yayınlanan ve basında ‘bir insanlık hikayesi’ olarak göklere çıkarılan Büyükelçi (GOA, İstanbul,2007) kitabının kapağında ‘Yirmi bin insanı Nazi soykırımından kurtaran, Kurtuluş Savaşı kahramanı bir Türk’ün ve şerefli ulusunun tarihi değiştiren öyküsü!’ yazıyordu. Kitabın yazarı Emin Kıvırcık’a bakılırsa, rahmetli dedesi Behiç Erkin, Necdet Kent ile aynı dönemde, Paris Büyükelçisi sıfatıyla yaklaşık 20 bin Türk vatandaşı Yahudi’yi Nazilerin elinden kurtararak ‘Türk Schiendler’i’ unvanını hak etmişti!

Nazi Propaganda Posteri

  Krakow gettosunu çevreleyen  duvarların "avantajları"nı açıklayan bir
Nazi propaganda posteri.

Başlık: “Duvarların arkasındaki Yahudiler”.  Yazıda (mealen), “Onlar tamamıyla kendi içlerinde kalmalıdır. Yapım aşamasındaki bu duvar Yahudileri  şehrin dışında tutacaktır.”  şeklinde bir açıklama var.
Sol üst resim: Bir polis, bir kadının bagajını kontrol ediyor. Sol alt resim: Bir çocuk bir kadınla bir şeyler değiştiriyor…Sağ üst: Kolunda Yahudi işareti taşıyan bir kişi, gettonun duvarlarına; oranın ne olduğunu anlatan bir tabela asıyor. Sağ alt: Gettonun duvarları, getto ve içindeki geçitten geçen tramvay görünüyor.
 (Krakow Gettosu, Polonya, 1940’lar)

http://www.eilatgordinlevitan.com/krakow/krkw_pages/krkw_ghetto.html

Ayrıca propaganda afişlerini analiz etmek için sorulara bkz. http://insanvedemokrasi.blogspot.com.tr/2015/12/propaganda-afislerini-elestirmek.html