Hukuk-İnsan Hakları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hukuk-İnsan Hakları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Nisan 2025 Pazar

Zelzele bile sansürcüleri durduramıyor. Bir gazetenin kapatılmasını engellemiyor.

 


Ahmed Rasim'in anısı

"Osmanlı basın tarihinin en uzun süreli gazetelerinden olan İkdam yeni çıkmaktadır. ... İkdam'ın üçüncü günü de parlak geçmişti. Dördüncü gün matba­aya gelmiştim. Şinasi’yi pek ziyade suratsız gördüm. Zaten biraz deliliği de vardı. Yine birine kızmış dedim ise de bir de gazeteyi gösterdiler ki fıkralardan birinde (Mösyö Cenab-ı Padişahileri) dizili değil mi! Eyvah!.. 

Dehşet!.. Baş mürettip, gece gelen sansür provalarındaki sansür tahsislerinden (mösyö) kelimesini almış, fıkranın (Cenab-ı Padişahileri) ile başlayan satırlarından birinin başına yerleştirmiş değil mi?

Kurtuluş imkânı yok!.. Gazetenin kapatılmasından başka örfen, idareten, siyaseten tazyike uğramak ve tazyik manasının o devirde ifade et­tiği bütün sonuçlarına uğramak.. Hepimizin birer tarafa ekilmek ihtima­li yüzde yüz!,.

Matbaa döndü döndü başıma geçti, Şaşaladım. Bu kadar emek, bu kadar birikmiş emel ile beraber biz de kaynayacaktık.

Yazı işleri odasında idik. Çenemizi de çok açamıyorduk. Cevdet Bey ellerini ovuşturuyor, Şinasi sert sert sigarasını çekip başını pencereye çevirmiş, hiçbirimizin yüzüne bakmıyor, bu endişe dakikalar geçtikçe yerini ıstıraba bırakıyordu.. Herkesin yüreğindeki (çare) çırpmıyor, fakat kanatları rahatımızı zedeliyordu. Bu kederli hal içinde iken dünyanın en müthiş sarsıntılarından bir sarsıntı matbaayı salladı. Asıl ölüm, son de­rece kuvvetli bir zelzele İstanbul’u yıkmaya başladı. Aman Allah!.. O ne feryad, o ne ağlamalar’.. O ne koşuşma.. O ne yardım istemeler’.. Acaba.

Geçiyor?.. Matbaanın duvarları açılıp kapanıyor, o müthiş velvele arasında kulakları sağır edecek patlayışlar işitiliyor, çoluk-çocuk sokak­lara. caddelere fırlamış.. Ağlayan, deliren, düşen, yaralanan, koşan, diva­neler gibi duvardan pencereden atlamak isliyor.. Evladım, anneciğim, kardeşim, babacığım, diye bağıran mı istersiniz’..

Herkes şehrin bir dakikadan bir dakikaya batıp yok olacağını bekli­yor, herkes can kaygusuna düşmüş, şaşırmış, ağlamaklı ve perişan hal­de...

Siz şimdi buna ne dersiniz!.. Matbaa idaresinin bir memuru elinde bir (Kapatma talimatı) çıka gelmesin mi?.. Hıfzı Beyi şimdi anladınız mı? İstanbul’da kimsenin canı emin değil iken bile vazifesini (?) görü­yordu. İkdam ilk çıkış gününün dördüncüsünde, o müdhiş zelzele ara­sında kapatılıyordu! ... "


[Ahmed Rasim; “İkdam'ın 29’uncu Yıl Dönümü" tç. Münir Süleyman Çapanoğlu: Basın Tarihine Dair Bilgiler ve Hatıralar (İstanbul: Hür Türki­ye Dergisi Yayınlan, 1962) s. 53-54].

Not: Bu anıda iki yanlış bulunmaktadır. 

1. İkdam'ın 4. gün kapatıldığı yazılır ki aslında İkdam 6. gün kapatıl­mıştır. 

2. Anıda tashih hatalı cümle "Mösyö cenab-ı Padişahileri" olarak gel­mektedir. Oysa gazetede "Mösyö cenab-ı şehriyarileri" cümlesi geçmek­tedir. [Bkz. İkdam no:6 10 Temmuz 1894/28 Haziran 1310/6 muharrem 1312,s.l].

Cogito, savı: 20, 1999

21 Nisan 2025 Pazartesi

Freedom House'un Siyasal Haklar ve Sivil Özgürlükler İçin Kont­rol Listesi

 


Yaşadığınız devleti düşünerek 1-7 arası puan veriniz. (1) en yüksek puandır her şeyin yolunda olduğunu gösterir. 


Siyasal Haklar

1. Devlet başkanı ve/veya hükümet başkanı ya da öteki üst düzey yetki­liler özgür ve adil seçimlerle seçiliyor mu?

2. Yasama organı temsilciliği seçimleri özgür ve adil mi?

3. Adil seçim yasalan, eşit kampanya yapma fırsatları, adil oylama ve oy pusulalarının dürüst sayımı var mı?

4. Seçmenler, özgürce seçilmiş temsilcilerine gerçek bir güç sağlayabili­yorlar mı?

 5. İnsanlar, tercihlerine göre farklı siyasi partilerde ya da rekabet halin­deki diğer siyasi gruplarda örgütlenme hakkına sahipler mi ve sistem rekabet halindeki bu siyasi parti ve grupların iniş çıkışlarına açık mı?

6. Dikkate değer bir muhalefet oyu, de facto muhalefet gücü ve muhalefe­tin seçimlerle desteğini artırması ya da güç kazanması için gerçekçi bir olasılık var mı?

7. İnsanlar ordu, dış güçler, totaliter partiler, dinsel hiyerarşiler, ekono­mik oligarşiler ya da başka bir güçlü grubun tahakkümünden azade­ler mi?

8. Kültürel, etnik, dinsel azınlıklar ve de öteki azınlık gruplar, makul öl­çüde kendi kaderlerini tayin etme hakkına öz-yönetime, özerkliğe ya da karar alma sürecine gayriresmi bir konsensüs yoluyla katılma ola­nağına sahipler mi?

9. (İhtiyari) Sistem, partilerin ya da seçim süreçlerinin olmadığı gelenek­sel monarşilerde halkla istişareye olanak sağlıyor mu, politikanın tar­tışılmasını teşvik ediyor mu ve yöneticiye dilekçe verme hakkı tanıyor mu?

10. (İhtiyari) Hükümet ya da işgalci güç bir kültürü yok etmek ya da si­yasi dengeyi başka bir grup lehinde bozmak için bir ülkenin ya da bölgenin etnik kompozisyonunu kasıtlı olarak değiştiriyor mu?

 

29 Mayıs 2022 Pazar

Bilim Etiği

Bilim etiği özellikle son yirmi beş otuz yılda önem kazanmıştır. Bunda bilim ve teknolojideki baş döndürücü gelişmelerle, buna paralel olarak ekonomik üretimde uzman bilginin en önemli girdi haline geldiği endüstri sonrası


'enformasyon toplumuna' geçişin payı büyüktür. Elli yıl önce hayal dahi edilemeyen bilimsel buluş ve uygulamaların toplumsal hayat üzerinde önceden öngörülemeyen etkileri, bilim insanlarının bir yandan birbirleri ve kurumlarıyla, diğer yandan sanayi ve toplumla olan ilişkilerinin karmaşıklaşması ve bazı bilim insanlarının aykırı davranışları bir dizi etik sorunu beraberinde getirmiştir.

Türkiye Bilimler Akademisi Bilim Etiği Kurulu, kendi çalışma esaslarını saptarken bu sorunları şöyle ifade etmiştir:1

Bilimsel gelişme sonucunda insanın çevresi ile ayrılmaz bir bütün oluşturduğunun farkına varılması, etiği salt bireyler arasında ya da bireylerle toplum arasında bir konu olmaktan çıkartıp, insanın içinde yaşadığı evrene karşı da etik sorumluluğu olduğunu ortaya koymuştur. Bilimsel gelişmeler giderek artan ölçüde moleküler düzeyde canlı ve cansız madde arasındaki sınırı belirsizleştirirken, yaşamın kutsallığı, bireyin dokunulmaz bütünlüğü, insan onuru gibi, her toplumda geleneksel ya da rasyonel biçimlerde temellendirilmiş kavramları yeni teknolojik imkânlar karşısında yeniden tanımlama ve bu alana ilişkin etik olanakları araştırma zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Tüm bu nedenlerle, genelde etik ve özelde bilim etiği günümüzde geçmişe kıyasla çok daha dinamik bir süreç olarak yorumlanmalıdır.

28 Şubat 2019 Perşembe

Seçme Hakkını Savunan Kadınlara (Suffragette) Karşı Yapılan Propaganda Kartpostalları

Suffrage (safriç): Oy Hakkı
Suffragette (safrıcet): Kadınların oy hakkını savunan kadın (Batı'da)
Dolayısıyla bu tek kelimenin (Suffragette) Türkçe karşılığı yok
O nedenle bir cümle ile açıklıyoruz ve çoğu zaman Suffragette'i aynen kullanıyoruz.
Madonna: Meryem Ana, Bakire Meryem, Kutsal Meryem , Kutsal Ana
Yorumu size bırakıyorum..

"Bir kadının yeri kendi evidir" (mealen)

25 Şubat 2019 Pazartesi

Cengiz Han Yasası (YASA) ve Kaynakların Analizi

*EK 2: Karşılaştırmalı Eleştirel Analiz: Buraya aldığım "yasa"; güvenilir bir kaynaktan alınmış bir belgenin Türkçe çevirisidir. Bir çok sitede, üzerinde kalem oynatılmış, değiştirilmiş, kaynağı belirsiz dolayısıyla itibar edilmemesi gereken metinler dolaşmaktadır. Aşağıdaki örneklere bakalım... (devamı için yazının sonuna geliniz.) DK




Cengiz Han, Ulan Batur
Curt Alinge, Moğol Kanunları
Yazarın konuyla ilgili önsözünde, "Yasa ve Eski  Tsaayin - Biçik'in   muhtevaları   tamamiyle [verilmiştir]…" deniliyor.

YASA

1. -     Zani  ister evli  olsun  ister  olmasın,  zina  ölümle  cezalandırılır.

2.  -    Sodomi  ölümle  cezalandırılır.

3.  -     Kim  bilerek  yalan  söyler  veya  sihirbazlıkla  uğraşır  veya bir  başkasını  gözetler  veya  kavga  eden  iki  kişinin  arasına  girer  veya  bir  kimseye  başka  birine  karşı  yardım  ederse  ölümle  cezalandırılır.

4.  -     Kim kül veya  su  içine  işerse  ölümle  cezalandırılır.

5.  -     Kim mal  alır  ve üç  kez  arka  arkaya  iflas  ettiğini  bildirirse  ölümle  cezalandırılır.

6.  -     Kim  tutsak  alanın  izni  olmadan  bir  tutsağa  yiyecek  veya giyecek  verirse  ölümle  cezalandırılır.


16 Şubat 2019 Cumartesi

Hadımlar İmparatorluğu Çin

Olivier de Marliave

17 Aralık 1996 tarihinde, Sun Yaoting’in ölümüyle birlikte, Çinliler kendilerini imparatorların geleneksel Çin’ine bağlayan son bağlarından birini kaybederler. Bu adam, 1911’de ilan edilen cumhuriyetten ve Mao devriminden önce, imparatorluk sarayının ihtişamını ve eski moda törenlerini tanımış son adamdır. Doksan dört yaşındadır ve eski Pekin’de bir evde, evlatlık olan oğlu ve hayat arkadaşıyla yaşamaktadır.
Çin'in son hadımı Sun Yaoting hayat hikayesini yazan  Jia Yinghua ile birlikte
Fotoğraf 1996 (17 Aralık)  yılında yani Sun'un hayatını kaybettiği yıl çekilmiş.


Sun Yaoting, Yasak Şehir’in son hadımı
Sun Yaoting, Yasak Şehir’e 1917’de hizmetkâr olarak kabul edilmiş ve Qing Hanedanı’nın son imparatoru Pu Yi’yle beraber Mançurya’ya gittiği 1924 yılına kadar burada yaşamıştır.[1] O dönemde, imparatorun hizmetkârı konumuna sahip olmak bir ayrıcalıktır çünkü Sun Yaoting ve imparator ailesinin en yaşlı üyelerinin çevresindeki elli meslektaşı hariç, Yasak Şehir’deki tüm hadımlar sorgusuz sualsiz kovulmuşlardır. Bir yıl sonra, Yasak Şehir’de sayıca bir ordu kadar kalabalık olan hadım hizmetkârların varlığına şahit olmuş bir adamın hizmetindeki tek hadımdır. Sun Yaoting Pu Yi’nin peşinden Mançurya’ya gittikten sonra Pekin’e dönüp Maocuların hizmetine girmeye çalışmış ama bu iyi niyeti, onun hayatının en büyük mutsuzluklarından birini yaşamasının önüne geçememiştir.

11 Kasım 2018 Pazar

Adalet Tablosundaki Adalet

Sanatçı: Pieter Bruegel
Iusticia

Sanatçıyı aynı isimli oğlundan ayırt etmek için "yaşlı, köylü veya baba Pieter Bruegel olarak anılmıştır. 1559'dan itibaren soyadındaki 'h' harfini kullanmayarak resimlerini Bruegel olarak imzaladı.

Tarih boyunca adalet kavramı ile uygulaması arasındaki mesafe, halk hareketlerini en çok gazaba getiren sorunların başında gelmiştir. 16. yüzyıl ortalarında aşağıdaki gibi gerçekleşen adaletin; insanları tatmin ettiği, huzura erdirdiği söylenebilir mi?
Yaşlı Pieter, Brueghel'ln 1559 tarihli Adalet (Iusticia) adlı gravürün fotoğrafik reprodüksiyonudur.
Yedi Erdem (Sieben Tugenden)  isimli baskı serisinin "adalet" temalı gravürüdür.


6 Eylül 2018 Perşembe

6-7 Eylül Fotoğrafları ve Saldırıya Uğrayan Kiliselerin, Okulların Listesi



Fotoğrafların kaynağını Dilek Güven Açık Radyo yayınında şöyle açıklamıştı: "Fahri Çoker, 1955 olaylarından sonra, 1955'in sonbaharında kurulan askeri mahkemelerde hakim olarak çalışmış ve bu vesileyle eline epey fotoğraf geçmiş. Bunlar milli istihbarat tarafından çekilen fotoğraflar, bir de yabancı gazetecilerin sınır dışına çıkaramadığı, olaylar sırasında ve o gece çektiği fotoğraflardan oluşan bir arşiv. Bir de diğer belgeler var, emniyetin raporları, milli istihbarata ait belgeler, hasar tabloları gibi önemli belgeler. Ayrıca Cumhuriyet arşivinin 50 senelik bir sınırı var, belirli bir konuyla ilgili belge aradığınız zaman 50 sene beklemeniz gerekiyor ve arşiv açıldı, bir kaç telgraf dışında belge yok. O yüzden Tümamiral Fahri Çoker'in bıraktığı arşiv çok önemli, çünkü  bu belgeler olayı aydınlatıyor. Kendisi, vefatından sonra Tarih Vakfı tarafından bunun kamuoyuna sunulmasını istemiş." 
Konuşmanın tamamını dinlemek veya okumak için linke tıklayınız. http://acikradyo.com.tr/arsiv-icerigi/6-7-eylul-belgeseli



**Saldırıya Uğrayan Kiliselerin, Okulların Listesi için fotoğrafların sonuna kadar geliniz.




26 Aralık 2017 Salı

İnfaz Memuru Olarak Hukukçular

Kaynak
Ortada Roland Freisler, Milli Mahkeme başkanı Nazi selamı veriyor.
 1942 yılında Halk (milli) Mahkemelerinin başına getirildi ve buradaki gücünü dilediğince kullanarak, mahkemeleri Nazi propaganda şovları haline getirdi. Adolf Hitler'e düzenlenen saldırıda tutuklananlara karşı da bu tür mahkemeler gerçekleştirdi ve her türlü hukuksal uygulamaya ve kurala aykırı davranarak, kana susamış intikam yargıcı haline geldi. Ölüm cezalarının sayısı Freisler'in idaresi altında hızla artmıştır. Tüm işlemlerin yaklaşık 90%'ı ölüm ya da ömür boyu hapis kararları ile sona erdi. 1942-1945 yılları arasında 5.000'den fazla ölüm cezası verdi. Freisler, mahkeme sırasında sanıkları aşağılamaları ve onlara bağırması ile bilinirdi. Freisler, direniş grubu olan Beyaz Gül üyelerini de yargılamış, idam cezası vermiştir. 
3 Şubat 1945'te Berlin'e yapılan bir hava saldırısında isabet alan mahkeme binasında öldü.

7 Eylül 2017 Perşembe

Ensest Tabusu Üzerine

Eric Berkowitz

Muhtemelen İlk resmi yasaya kaynaklık eden, tarihöncesi bir başka cinsel tabu da ensest ilişkiyi yasaklıyordu. Aile içi seksin itici olduğu herkes tarafından kabul edilse de enseste karşı koyulan kurallar o kadar basit değildir. Nispeten yakın zamana kadar insanlık tarihinin büyük bir kısmında ne şehirler vardı, ne de kasabalar. İnsanlar küçük gruplar halinde ve uzun süre başka kabilelerden insanlara rastlamadan yaşayabiliyorlardı. Bu durumda yakın akrabalar arasında üreme, tarihin her döneminde yaşanmış olsa gerek. Yine de yakın akrabalarla üremeye karşı yasaklar olmasaydı, insan DNA’sı, iklime ve atalarımızın karşılaştığı diğer zorluklara uyum sağlama gücüne asla kavuşamazdı. Yaklaşık elli bin yıl önce melez kabile toplumlarının oluşması, insanların “soydışı çiftleşmelerine” olanak tanıyarak genetik yapılarını çeşitlendirmiş ve insan evriminin son evrelerine ulaşmasını mümkün kılmıştır.

Antropolog Claude Lévi-Strauss, ensest tabusunu “kültürün kendisinin kritik bir unsuru” olarak görüyordu. Nitekim antik tarihin büyük bir kısmı da onu desteklemektedir.

Nin-Dada Vak'ası: Mezopotamya'da Bir Cinayet Davası

Eric Berkowitz

Mezopotamya'daki dört bin yıllık bir cinayet vak'asının kayıtları çarpıcı bir şekilde günümüze kadar hiç bozulmadan gelmiştir. Yıllarca yapılan arkeolojik kazılar, vak'ayı ayrıntılarıyla anlatan çeşitli nüshaları ve çivi yazısı kil tabletleri ortaya çıkarmıştır. Kurbanın, bu uygarlığın en önemli tanrılarından Enlil’in başrahiplerinden Lu-İnanna olması ve cinayetin kutsal şehir Nippur’da işlenmesi göz önüne alındığında, kayıtların kopyalanması anlaşılırdır. Davanın açıldığı dönemde Nippur, binlerce yıldır mesken tutulagelmiş bir yerleşim yeridir.

Asıl mesele seks olsa da suçlama nedeni cinayetti. Suçlananlar azat edilmiş iki eski köle, bir erkek köle, bir de Lu-İnanna’nın dul karısı Nin-Dada’ydı. Suçun ciddiyeti ve kurbanın yüksek konumu göz önüne alındığında dava ilk olarak yakınlardaki Isin’de bulunan krala aktarıldı. Kral davayı iyice inceledikten sonra dokuz üyeli Nippur Meclisi’ne havale etti.

24 Ağustos 2017 Perşembe

Sosyal ve Ekonomik Haklarda ilk Kazanımlar

20.Yüzyıl Dünya ve Türkiye Tarihi için Öğretmen Kitabı, "Sanayi Devrimi" içinde, Tarih Vakfı Yayınları, Ekim 2007, s.43

18 Temmuz 2017 Salı

1909 Yılında Birgün Bir Ailenin Başına Gelenler

Amin Maalouf

1909 yılı ortalarında*, tüm eyaletlerde gerilim yükselir ve art arda olaylar patlak verirken, önemli bir Osmanlı devlet görevlisi, kanını beynine sıçratan bir olay üzerine, bir daha dönmemecesine İstanbul'u terk etmeye karar verdi.

Bir Osmanlı yargıcıydı bu adam; Sayda kökenliydi ama ailesi -Hıristiyan Marunî bir aile- yıllardır Boğaziçi kıyılarına yerleşmişti. Yazın, bir pazar günü, geleneksel aile yemeğinin sonunda, sakin bir edayla karısına ve on üç çocuğuna, neleri var neleri yoksa sandıklara yerleştirmelerini emretti. Hem onlar, hem de evdeki tüm çalışanlar için, İskenderiye'ye giden ilk gemiye bilet almıştı.

Yargıcın adı İskender'di; kızlarının en küçüğü Virginie, bu göç sırasında yedi yaşındaydı. İstanbul' da doğmuştu ve Türkçe dışında bir dil konuşmuyordu. Daha sonra Mısır'da Arapça ve Fransızca öğrenecek ama Türkçe, ömrünün sonuna dek anadili olarak kalacaktı. Aile, uzun yıllar Nil deltasında yaşayacak ve Virginie, orada, Lübnan dağından gelen, Amin adında bir göçmenle evlenecek, ilk kızını da -benim annemi- orada doğuracaktı.

10 Temmuz 2017 Pazartesi

Düşünenler Kulübü

Der Denker Club
Düşünenler Kulübü , 1819
http://wortwuchs.net/literaturepochen/vormaerz/

Almanya'da Fransız Devriminin etkilerini silmeyi amaçlayan Restorasyon Dönemi'nde, liberal burjuvazi bazı cesur çıkışlar dışında, siyasal baskı koşullarını sineye çekti. Bu yıllarda yapılmış olan ünlü Düşünenler Kulübü karikatürü, konuşma özgürlüğü üzerindeki baskıyı ve onun karşısındaki teslimiyeti yansıtıyor. 

Duvardaki yazıda şunlar yazılı: 
"Bugünkü oturumda üzerinde düşünülecek olan önemli sorun şudur: Acaba düşünmemize daha ne kadar izin verilecektir?"

Sosyalizm ve Top. Müc. Ansk., Cilt 1, İletişim Yayınları, s. 43

7 Temmuz 2017 Cuma

Suçluların Güdüleri: Sıradan İnsanlar mı, Fanatikler mi?

Michael Mann

Otto Ohlendorf, Einsatzgruppen liderlerinin yargılanması sırasında baş sanıktı ve aynı zamanda birçok diğer savaş suçlusu zanlılarının yargılanmasında önemli bir tanık oldu. Otto Ohlendorf savaştan sonra kurulan mahkemede kendisine bağlı olan Einsatzgruppen D grubu birliklerinin 1941'de Ukrayna'nın güneyinde 90.000 Yahudiyi öldürdüğünü itiraf etti. Yapılan yargılama neticesinde ölüme mahkûm edildi ve kısa süre sonra, 8 Haziran 1951 tarihinde gece yarısından sonra Bavyera'daki Landsberg Hapishanesi'nde asılarak idam edildi.
https://tr.wikipedia.org/wiki/Otto_Ohlendorf

En cinai temizliklere binlerce kişi karışmıştır. Görgü tanıklarının zihnini en çok kurcalayan soru da şu olmuştur: Görünüşte sıradan insanlar nasıl cinai temizlik suçu işleyebilir? Çoğu durumda basit bir kıyaslama yapılır: Onlar olağanüstü koşullardaki senin benim gibi insanlar mıydı, yoksa ideolojik fanatikler mi?

Bu soruya verilen en meşhur yanıt Stanley Milgram’ın deneyleridir. Milgram sıradan insanlardan, yaptıkları zekâ testine yanlış cevap veren deneklere yüksek elektrik şoku vermelerini istemişti. Bu kişilere bilim adamlarının şok tedavisinin zekâ puanını artırıp artırmayacağını test ettiği söyleniyordu (ve deneyi yapanlar beyaz laboratuar önlüğü giyiyordu!).

Cinai Etnik Temizlik

Michael Mann
Giriş, 2003




Bir Sav
74 yaşındaki Batisha Hoxha mutfakta, 77 yaşındaki kocası Izet’le birlikte sobanın başında ısınıyordu. Patlamaları duymuş, ama Sırp birliklerinin şehre girdiğini anlayamamışlardı. Biraz sonra beş-altı asker dış kapıdan içeri dalıp, “Çocuklarınız nerede?” diye sordu.
Askerler Izet’i dövmeye başladılar. “O kadar kötü vurdular ki yere düştü,” diyordu Batisha. Onu tekmelerken para istiyor ve oğullarının nerede olduğunu soruyorlardı. Izet yerden başını kaldırıp onlara baktığında onu öldürdüler. “Üç kez göğsüne ateş ettiler,” diye hatırlıyor Batisha. Kocası gözlerinin önünde ölürken, askerler Batisha’nın evlilik yüzüğünü parmağından çekip çıkardılar.

31 Mayıs 2017 Çarşamba

Bizans Kilisesi, Hukuk ve İmparatorun Rolü

Grzegorz Leopold Seidler
1960


I. Justinianos saraylı idarecilerle. San Vitale Bazilikası, Ravenna'da bulunan mozayik
https://tr.wikipedia.org/wiki/I._Justinianos#/media/File:Justinian_mosaik_ravenna.jpg
Hıristiyanlığı resmî din düzeyine yükselten Bizans imparatorları, Doğu Kilisesi'nin bütün sorunlarında son sözü söylemek hakkını kendilerine ayırmışlardır. (Gerçekte Doğu Kilisesi'nin başı olan) Konstantinopolis Patriği'nin nasıl seçileceğini anlatan, 10. yüzyıldan kalma bir tören kitabı, imparatorun bu seçimdeki kesin belirleyici rolünü açıkça göstermektedir. Buna göre, imparatorun buyruğu üzerine, Ayasofya Kilisesi'nde toplanan metropolitler ona üç aday sunarlar; eğer imparator bunların üçünü de reddeder ve kendi adayını öne sürerse, metropolitler kurulu yalnızca, bu adayın patrikliğe lâyık olduğunu kabul etmekle yetinir. Senato'nun ve rahiplerin huzurunda, imparator yeni seçilen patriğin "Tanrı'nın ve imparator'un isteği" ile bu şerefe eriştiğini özellikle belirtir.(1) Öte yandan, imparatorun adayının da Kilisenin izlediği siyasette ve dingörevlilerin seçiminde bir etkisi vardır ve bu durum, Doğu devletinin birliğini güçlendirmeye yaramaktadır.

26 Mayıs 2017 Cuma

Köle Ticaretiyle İlgili Mağrip Hükumetiyle Mektuplaşmalar

Belge
Yayımlayan Bernard Lewis


Başkonsolos Drummond Hay ve Fas Sultanı Arasında Kölelikle İlgili Mektuplaşmalar (1842)

Başkonsolos Drummond Hay
Köle Ticareti No. 2
Dört Ek Yazı
30 Mart’ta alındı
Cebelitarık Deniz Yoluyla
Köle ticaretiyle ilgili Mağrip Hükumetiyle mektuplaşmalar
Tanca 12 Mart 1842

Lordum [Aberdeen Kontu],
Sayın Lordum 27 Aralık, Köle Ticareti No. 4 yazısıyla ve bizim 29 Ocak tarihli ve Köle Ticareti No. 1 yazımızla ilgili olarak Fas Sultanı'na yazdığımız mektuba cevap aldık ve bunun İngilizce versiyonunu size takdim etmekten şeref duyuyorum. [Ek 1 ].

17 Mayıs 2017 Çarşamba

Asılmışların Baladı

François Villon
Çeviri: Orhan Veli Kanık




Olmayın bu kadar katı yürekli,
Ey dünyada kalan insan kardeşler;
Allah da sizden razı olur belki
Sizler acırsanız bizlere eğer;
Şurada asılmışız üçer beşer;
Kuş tüyüyle beslenen şu bedene
Bir bakın, dağılmada günden güne;
Bakın kül olan kemiklerimize;
Gülmeyin, dostlar, bu hale düşene;
Tanrıdan mağrifet dileyin bize.

28 Mart 2017 Salı

Alman Utanç Günü 1 Nisan 1933

Ernst E. Hirsch 
1982
1 Nisan 1933 Nazilerin Yahudi işyerlerini boykot çağrısı. Yürütücü milisler SA'lardı (kahverengi gömlekliler)

1933 Mart ayında yapılan Rayh parlamentosu seçimlerinde NSDAP [Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi], oyların sadece %43,9’unu aldı, mutlak çoğunluğu kazanamadı. Böylece NSDAP, gerçi en güçlü fraksiyon oluyordu, ama ancak Deutschnationale Volkspartei fraksiyonunun desteğiyle parlamentoda çoğunluğu sağlayabilirdi. Rayh parlamentosu ve hükümet, anayasaya uygun biçimde kurulmuştu. İşte, bu nedenle bir ihtilâlden değil de, “inkılâptan söz edilmekteydi.