4 Şubat 2016 Perşembe

Heterodoks İslam

Ahmet Yaşar Ocak
1999

“Heterodoxie” Yunanca bir kelime olup, gerçek ve doğru inanç kabul edilen “Orthodoxie”nin karşıtıdır. Belirli bir dinin dogma’larına uygun ve doğru yol sayılan inançlardan ayrılan her inanç sistemi heterodoks olarak kabul edilir.

İslamiyet’te dogmalara (Kuran ve Hadis hükümlerine) uygun düşen inancın “Sünnilik” olduğu düşünülür. Sünniliğe aykırı düşen inançlar ise İslamdaki heterodoksluğu temsil eder. Bunlar Sünniliğe ters düşen fakat İslam dini çerçevesine girdiği kabul edilen inançlardır.  

IX. ve X. yüzyılda İslamiyet Orta Aya’da değişik bölgelerdeki Türk zümreleri arasına girmeye başladığı zaman yerleşik halk, doğal olarak bir yerde oturmaları sebebiyle, medreselerde işlenen ve öğretilen ve kitabi esaslara daha sadık bir İslam anlayışı benimsemişti. Göçebe topluluklar ise, kendilerine önce İranlı sonra da Türk sufiler tarafından getirilen tasavvuf ağırlıklı bir İslam'ı benimsediler. 

Heterodoks İslam dediğimiz bu Müslümanlık tarzı XI. yüzyıldan itibaren Anadolu’ya girdi. Heterodoks İslam yorumu, zaten önceki dinler aracılığı ile alışmış bulundukları mistik kültür üzerine yine mistik bir nitelikte gelen İslam'ın birleşerek değişime uğraması ile zaman içinde meydana geldi.  

Heterodoks İslam'ın en dikkat çekici yanı Türkler arasında İslam’dan önce varolan bazı dinlerin kalıntılarını İslami kavramın içinde birleştiren ve yoğuran bir bağdaştırıcı olmasıydı. 

Heterodoks İslam'ın sistematik yazılı bir teolojisi yoktur, şifahi bir teolojisi vardır. Bu İslam yorumunda göçebe hayatla uyuşamayan şer’i emir ve yasaklar pek yer bulamıyor, onların yerine eski ritüeller görünürde bir İslam cilası altında varlığını sürdürmeye devam ediyordu.        

     

 Ahmet Yaşar Ocak, Türkler, Türkiye ve İslam, İletişim, 1999 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder