Erkan GÖKSU*
İNSANLIK TARİHİNİN DEĞİŞMEYEN
FENOMENLERİ:
ŞİDDET VE SAVAŞ
The Unchangeable Phenomenons of Human History:
Violence and War
Düşünce tarihinin temel taşlarından biri olan Sokrates’e izafe edilen bir diyaloga göre; büyük bilge öğrencilerinden “insan nedir?” sorusuna cevap vermelerini ister. Öğrenciler, hocalarının sorusunu garipserler. “Bunu bilmeyecek ne var; iki ayaklı ve tüysüz bir canlıdır” yanıtını verirler. Bu cevap büyük bilgeyi şaşırttığı kadar kızdırır da. Ertesi gün Sokrates, elinde tüyleri yolunmuş bir tavukla öğrencilerinin karşısına çıkar ve onlara belki de hayatlarının en önemli dersini verir: Yanında getirdiği tüysüz tavuğu havaya kaldırarak şöyle der; “Demek insan, böyle bir şey.”
Kendi geçmişinin farkında olan ve bu geçmişe ilgi duyan tek yaratık olan insan, varoluşundan beri “insan nedir” sorusunun cevabını aramıştır (Thomson 1983: 1-4). Tarih boyunca birçok düşünür buna cevap vermek amacıyla çeşitli fikirler ileri sürmüş, her bilim dalı, kendi ilgi alanları ve bilimsel verileri ışığında “insanın ne olduğu” sorusunu açıklamaya çalışmışlardır.[1] Bunu yaparken meseleyi felsefî boyutta değerlendirenler olduğu gibi, salt bilimsel verilere dayananlar, örneğin sadece biyolojinin, psikoloji ya da budunbilim (etnoloji)in elde ettiği sonuçları gündeme getirerek insan gerçeğini kavramağa çalışanlar da olmuştur.