Eric Hobsbawm
Bu
konuşmanın argümanı yaklaşık yüz elli
yıllık bir seküler gerilemeden sonra, yirminci yüzyılın büyük bölümünde
barbarlığın yeniden tırmanışa geçtiği ve bu tırmanışın sonuna gelindiğini
gösteren hiç bir işaretin de bulunmadığıdır. Bu bağlamda "barbarlığın"
iki şeyi gösterdiği kanısındayım. Birincisi, tüm toplumların kendi üyeleri
arasındaki, daha az ölçüde de kendi üyeleri ile başka toplumların üyeleri
arasındaki ilişkileri düzenlemesini sağlayan kurallar ile ahlaki davranışlar
sistemlerinin aksaması ve çökmesini; ikincisi de, daha spesifik açıdan, on
sekizinci yüzyıl Aydınlanmasının projesi diyebileceğimiz çerçevenin, yani
insanlığın rasyonel ilerlemesine (Yaşam, Özgürlük ve Mutluluk Arayışı'na,
Eşitlik, Özgürlük ve Kardeşlik’e vb.) bağlılığını ilan etmiş devlet
kurumlarında somutlaşmış olan, bu tür ahlaki davranış standartları ile
kurallardan meydana gelen bir evrensel sistemin kurulmasının bozulmasını
anlatmaktadır...
Bu
anlamların ikisi de gerçek olmakta ve birbirlerinin negatif etkilerini bizim
yaşamımız üzerinde pekiştirmektedirler. Dolayısıyla; Benim konumun insan
hakları sorunuyla ilişkisi açıkça görülüyor olsa gerektir.