Burçak Evren
Yüzyılımızın başındaki Beyoğlu ya da o dönemdeki adıyla Pera; değişik insan mozaiğiyle her bir etkinliğin, her bir yeniliğin anında yansımasını bulup yeşerme ve serpilme olanağını yakaladığı bir semt görünümündeydi. Azınlıklar, Levantenler, bu kentin büyüsüne yakalanıp turist olmanın sınırlarını aşanlar, Avrupa’da eğitim görüp Batı’nın her bir etkinliğini özümsemek isteyen beyzadeler ve diğerleri Pera’nın kültür sanat etkinliklerinin başlıca tüketicisiydiler. Sanat, kültür ve eğlencenin at başı gidip süreklilik kazandığı Cadde-i Kebir’in ara sokakları bile, yaşıtı büyük kentlerin görkeminden daha göz alıcı, daha renkli ve daha bir çeşitliliğe sahipti. Bir yanda operetler, onun hemen yanı başında paten sahaları, devasa tiyatrolar, biraz ötesinde ortaoyunu, konserler, ayinler, balolar, gösteriler, gösteriler, gösteriler…