George Orwell
1946
(...) Örneğin, bir İngiliz komünistinin ya da bir sempatizanın
Britanya ile Almanya arasındaki savaşa dair takınması gereken birbiriyle
uyumsuz çok sayıda tutumu ele alalım. 1939 Eylülü' nün dört yıl öncesinde böyle
birinin "nazizmin" korkunçluğu"ndan sürekli endişe duyması, yazdığı
her şeyi bir Hitler suçlamasına çevirmesi bekleniyordu. 1939 Eylülü'nden sonra,
yirmi ay boyunca Almanya'nın işlediği günahların kendisine karşı işlenenlerden
az olduğuna inanması ve yazarken "nazi" sözcüğünü lügatından
çıkarması; 22 Haziran 1941 sabahı, sekiz haberlerini dinledikten hemen sonra
ise yeniden nazizmin dünyanın gördüğü en korkunç kötülük olduğuna inanmaya
başlaması gerekiyordu.
Bu tür değişiklikler yapmak politikacılar için kolay
olsa da yazarlar açısından durum farklıdır. Eğer bağlılığını tam doğru anda
değiştirecekse, ya öznel duygulan hakkında yalan söylemek ya da onları
tamamıyla bastırmak zorunda kalacaktır. Her iki durumda da enerji kaynağını yok
etmiş olur. Yalnızca fikirler aklına gelmeyi reddetmeyecek, aynı zamanda
kullandığı sözcükler dokunuşu karşısında taş kesilecektir. Günümüzde siyasi
yazılar yazmak; neredeyse tamamen bir çocuğun meccano* setinin parçalarını
birbirine geçirmesi gibi önceden hazırlanmış cümlelerin birbirine geçirilmesinden oluşuyor.
