Malum olsun ki,
malları bakımından halka tecavüz etmek, bu malların elde edilmesi ve
kazanılması hususunda onların heveslerini ve şevklerini yok eder. Çünkü bu takdirde,
neticede ve eninde sonunda söz konusu malların yağma yoluyla ellerinden alınacağına
kani olurlar. Mal kazanma ve edinme hevesleri gidince, artık bu maksatla çalışmaya
elleri varmaz olur. Mal ve servet kazanma yolunda çalışmaktan halkın geri
durması, bu hususta kendilerine (ve mallarına) yönelen tecavüz miktarınca ve nispetinde
olur. Tecavüz, maişet yollarının tümüne şamil olacak derecede çok olursa, kazançtan
geri durma öyle olur. Çünkü zulüm ve tecavüz bütün mesleklere dahil olduğu için
hevesleri tamamen ortadan kaldırır. Şayet
tecavüz az ise, kazançtan geri durmak da o nispette olur. Umran*ın mükemmelliği, çarşı pazarın hareketliliği, halkın akşam
sabah gide gele kazanç ve menfaatleri için çalışıp çabalamalarına bağlıdır.
Halk, maişellerini temin etmekten geri durup mal kazanmaktan el etek çekti mi,
umrandaki pazarlar durgunlaşır, ahval perişan olur, halk bu ülkenin dışındaki
yerlere dağılır, rızkını bu sahanın haricinde arar. Bu yüzden o bölgede ikamet
edenler seyrekleşir, nüfus azalır o diyar ıssız hale gelir, şehirleri harap
olur, sultanın ve devletin halinin bozulmasiyle yerleşme merkezleri bozulur.
Çünkü sultanın ve devletin hali, umranın bir
suretidir. Umranın maddesinin (ve iktisadi bünyesin in) bozulmasiyle zaruri olarak
sureti de bozulur. (Umran, devletin maddesi matter, devlet ise sureti,
formudur.
Bünye dağılınca,
zaruri olarak şekil de dağılır).
