AYKUT KANSU
04/05/2003
TRT'de
yayınlanan "Sarı Gelin" belgeselinde beni rahatsız eden konulardan
biri Ermeni propagandistlerin geçmiş zamanlarda sahte belgeler kullanarak
yaptıkları iddialarını çürütürken, bu diziyi hazırlayan ekibin sanki 1915
yılında böyle olaylar olmamış gibi bir hava yaratma çabaları. İki mesele -yani
belgelerde tahrifat yapılması ile gerçekten bir trajedinin yaşanıp yaşanmadığı
konusu- birbirinden tamamen ayrıdır ve böyle bir bağlamda ele alınması ve
"sonuçlandırılması" son derece sorunludur. 1915 yılında meydana gelen
trajedinin boyutları meydanda ve bu trajedi yalnızca birkaç belgenin
sorgulanması ile reddedilebilecek ölçeğin çok üstündedir.
Bir diğer konu Amerikan Dışişleri Bakanlığı belgelerinde Ermeni Soykırımı ile
ilgili resmi belgelerin olmadığı iddiası. Diziyi hazırlayanlar ısrarla, sanki Morgenthau'un anıları tek Amerikan kaynağıymış gibi, Morgenthau'un
itibarı üzerine pek de gerçeği yansıtmayan biçimde şüphe belirtiyorlar.
Halbuki, resmi Amerikan belgelerine bakanlar 1915 yılı ve sonrasında
Türkiye'deki Ermenilerin trajedisi üzerine çok fazla sayıda Türkiye içindeki
çeşitli konsolosluklardan gelme yazılı belge ve görsel malzeme bulabilirler.
Atatürk Türkiyesi'nin tavrı
Toynbee'nin İngiliz hükümeti adına daha savaş bitmeden hazırladığı "The
Treatment of Armenians in the Ottoman Empire" adlı mavi kitapta sunulan
belgelerin de tek kalemde bir kenara atılması mümkün görünmüyor. Kaldı ki, ne
Amerikan ne de İngiliz belgeleri bu trajedi üzerine toplanmış ve yayınlanmış yegâne
belgeler değil. Bu belgelere başvurmadan da bu trajedinin tarihi yazılabilir ve
yazılıyor.
Bu konuda belki de en güvenilir kaynak olan resmi Alman ve Avusturya
belgelerinden hiç söz açılmaması çok anlamlı. Alman ve Avusturya arşivlerinde
1915 yılında yaşanmış olan trajedinin hemen hemen tüm boyutlarıyla ilgili
binlerce belge var. Bu belgelere, diziyi hazırlayanların İngiliz ve Amerikan
belgeleri konusunda yapmaya çalıştıkları gibi, salt propaganda malzemesi
gözüyle bakılamaz.
Los Angeles Examiner gazetesinde 1926 yılında Atatürk'le ilgili olarak çıkan
habere diziyi hazırlayanlar açısından niçin bu kadar önem atfedildiğini de
anlayamadım. Diziyi hazırlayanlar belki resmi Türk tarih tezinin belli başlı
isimlerinden Faik Reşit Unat'ın 'Tarih Vesikaları' dergisinde 1961 yılında
çıkan "Amasya Protokolleri" makalesine ve burada yayınladığı
belgelere -ve bu belgelerin eklerine baksalar orada Atatürk'ün Anadolu ve
Rumeli Mudafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyet-i Temsiliyesi adına İstanbul'daki hükümet ile vardığı mutabakatı göreceklerdi. Bu mutabakatla "tehcir dolayısıyla irtikabi
cürmedenlerin kanunen mucazatı adlen ve siyaseten elzemdir" maddesi
ortaklaşa olarak kabul edildi ve bu trajediye karışmış olanların yeni siyasal
yapıda yerinin olamayacağı ilkesi benimsendi. Her ne kadar Kemalistler
sonradan Şükrü Kaya gibi Ermeni Tehciri olayında sorumlu olanları Türkiye
Cumhuriyeti'nde sorumlu mevkilere getirmişse de bu ve buna benzer belgeler
Atatürk ve diğer devlet yetkililerinin 1915'deki trajediyi reddetmediğini
göstermesi açısından önemli.
Son olarak
söylemek istediğim: Her zaman propaganda yapılabilir ve karşılıklı olarak
yapılıyor. Ancak bunun bilimsel bir
belgesel gibi sunulması bilim adına yapılan bir saygısızlıktır. Ben bu
dizide birkaç kimse dışında ne Türk, ne Ermeni ne de diğer ülke vatandaşı olan
ve bu konuda söyledikleri ve yazdıkları ile uluslararası akademik camiada
itibarı olan kimselerin görüşlerine başvurulmamış olmasını hem yadırgadım, hem
de "olağan" karşıladım. Diziyi hazırlayanlar eğer gerçekten dürüst
bir belgesel hazırlama niyetinde olsalardı, bu konuyla ilgili gerçekten
akademik görüş belirtebilecek yetkin insanlarla görüşme yapar ve konuya
serinkanlı yaklaşan bilim adamlarının son 15-20 yıldır yaptıkları araştırmalardan
faydalanırlardı. Su anda akademik dünyada bu dizideki konular tartışılmıyor,
bilakis çok daha kapsamlı ve anlamlı sorular soruluyor ve gerçeklik ortaya
çıkarılmaya çalışılıyor. Türkiye'deki kamuoyunun böylesine önemli bir tarihi
konuda bu dizi yüzünden yine karanlıkta bırakılıyor olması akademik kaygılar
taşıyanlar açısından son derece üzücü.
http://www.radikal.com.tr/radikal2/sari-gelin-belgeseli-uzerine-870138/