Ardâvîrâf, Mezdiyesnâ din adamları ve mûbedler üst kurulu tarafından seçilerek dinsel konulara dair birtakım bilgiler getirip dindaşlarına sunması amacıyla
metafizik evrenin cennet, cehennem ve araf
denilen bölgelerine, bir başka ifadeyle “diriler dünyası”ndan “ölüler diyarı”na gönderilmiş bir kutsal, bir azizdir.
Ardâvîrâf’ın yedi kız kardeşi vardı ve bu yedi kız kardeş onun hanımları gibiydi. Onlar Avesta’yı ezbere biliyor, yeşt ve dua okuyorlardı. Bu olayı duyduklarında kabul etmek onlara çok ağır geldi. Ağlayıp feryat ettiler. Mezdiyesnâ yüksek konseyine çıktılar. Selam verdiler ve kurul üyelerinin huzurunda ayakta dua ettiler.
Ahura Mazda inanırları bu sözleri duyduklarında yedi kız kardeşi ikna ederek rahatlattılar. Ardından da, “Biz Vîrâf ı tam yedi gün sonra size sağ salim teslim edeceğiz, bu kutlu ad da onun olacak” dediler. Bunun üzerine kız kardeşler ile kurul üyeleri anlaştılar.
Ardavirafname. Çeviren Nimet Yıldırım, s. 79-80.
Pinhan Yayıncılık. 2011/1.
Yayının Giriş (Ardaviraf ve Eseri Hakkında) kısmında yer alan aynı konuyla ilgili açıklama bölümünden bir alıntı...
"a k r a b a l a r l a e v l e n m e : Avesta’da xvaetvadada, Pehlevicede xvetökdas, xvedö-das ve benzeri şekilleriyle bilinen sözcük terim olarak “yakın ve kan bağı olan akrabalarla evlenme” anlamını ifade eder.
Zerdüşt dinsel kitaplarında, yakın akrabalarla evlenmenin çok sevap kazandıran bir gereklilik ve yükümlülük olmasının yanı sıra çok yararlı bir evlilik türü olduğu, bunu terk etmenin hem dünya hayatında hem de ölüm sonrası hayatta insanı büyük cezalarla karşı karşıya getireceğine inanılır. Mînû-yi Hired'e göre, yakın akraba evliliğini yapmayan büyük günah işlemiş kaul edilir. Guzîdehâ-yi Zâtsperem'e göre, bu evlilik türü nesli devam ettirmenin en iyi yolu olarak ifade edilir. Eski İran’da Zerdüşt inanışının egemen olduğu çağlarda yakın akrabalarla evlenmek nesli devam ettirmenin iyi yolu olarak kabul edilir ve güzel gelenekler arasında yer alırdı.
