Bülent Somay
Giriş:
“Tarih, Psikanaliz ve Popüler Edebiyat”, s. 7-19
İçinde
yaşadığımız dünyayı anlamaya kalktığımızda bir engelle karşılaşıyoruz hep:
"Anlama" fiilinin öznesi olan "ben", "kendim",
aslında tam bir özne değil parçalanmış; tekil ve bütünleşik bir iradeyi temsil
etmiyor. Dolayısıyla bu anlama çabalarımız da hep eksik gedik kalıyor, asla
dış, "nesnel" gerçekliği tam olarak yakalayamıyor. Demek ki ne
yapmamız gerekiyormuş? Önce bu "ben"i tam olarak anlamalı, onun
kuruluşunu ve parçalanmışlığını, yapısını ve unsurlarını kavramalıyız. Ama o zaman
da başka bir engel dikiliyor karşımıza: "Ben", verili, gökten inmiş
ya da kendi iç dinamiğiyle oluşmuş bir "ben" değil; tersine,
dışımızdaki "nesnel" dünyanın verili koşullarıyla biçimlenen bir
benlik. Dolayısıyla, "ben"i kavramanın yolu da öncelikle dış dünyanın
nesnel gerçekliğini anlamaktan geçiyor.
