22 Şubat 2019 Cuma

Heidegger’in Seçimi

CHRISTIAN DELACAMPAGNE

Heidegger Alman Nazi partisi (NSDAP) toplantısında.
Leipzig, Kasım 1933 (Illustrierte Zeitung gazetesinden alınmıştır)
bkz. Bu kaynakta (ve en altta)** resimle ilgili ayrıntılı bilgi var (kim kimdir?)

1933 yılı, başka bir açıdan da trajiktir. Hitler’in iktidara gelmesinden birkaç hafta sonra, dönemin en meşhur Alman filozofu Martin Heidegger, Fribourg Üniversitesinde rektörlük görevine atanır ve Nasyonal Sosyalist Parti’ye üye olur (1 Mayıs).

Heidegger NSDAP’ye katıldığında kırk dört yaşındadır. Yani bir gençlik hatası değildir bu. 1945 yılına kadar partinin üyesi olarak kalacaktır. Yani bu, kısa süreli bir bağlılık da olmamıştır.

Hannah Arendt (solda) ve
Heidegger, Arendt'in hocasıydı.
İronik...
Bu katılım bir gaflet sonucu da değildir, çünkü Heidegger, üniversitesinin başına Nazi sempatizanı çalışma arkadaşlarının faal işbirliği ve yönetici kadroların desteğiyle gelir. Heidegger, Nisan 1933’ten Mart 1934’e kadar bir yıl boyunca bu mevkide kalacaktır.

Ne tarafsız ne de sadece onursal bir görevdir bu. İşbaşındaki kişiye gerçek bir iktidar bahşeder ve ondan katıksız bir siyasal itaat talep eder. Nazilerin sivil toplumu denetleme çabasında, üniversite alanının “ yola getirilmesi” önemli bir yer işgal eder. Bu işin, kararsız veya dik kafalı kişilere bırakılması düşünülemez.

16 Şubat 2019 Cumartesi

Hadımlar İmparatorluğu Çin

Olivier de Marliave

17 Aralık 1996 tarihinde, Sun Yaoting’in ölümüyle birlikte, Çinliler kendilerini imparatorların geleneksel Çin’ine bağlayan son bağlarından birini kaybederler. Bu adam, 1911’de ilan edilen cumhuriyetten ve Mao devriminden önce, imparatorluk sarayının ihtişamını ve eski moda törenlerini tanımış son adamdır. Doksan dört yaşındadır ve eski Pekin’de bir evde, evlatlık olan oğlu ve hayat arkadaşıyla yaşamaktadır.
Çin'in son hadımı Sun Yaoting hayat hikayesini yazan  Jia Yinghua ile birlikte
Fotoğraf 1996 (17 Aralık)  yılında yani Sun'un hayatını kaybettiği yıl çekilmiş.


Sun Yaoting, Yasak Şehir’in son hadımı
Sun Yaoting, Yasak Şehir’e 1917’de hizmetkâr olarak kabul edilmiş ve Qing Hanedanı’nın son imparatoru Pu Yi’yle beraber Mançurya’ya gittiği 1924 yılına kadar burada yaşamıştır.[1] O dönemde, imparatorun hizmetkârı konumuna sahip olmak bir ayrıcalıktır çünkü Sun Yaoting ve imparator ailesinin en yaşlı üyelerinin çevresindeki elli meslektaşı hariç, Yasak Şehir’deki tüm hadımlar sorgusuz sualsiz kovulmuşlardır. Bir yıl sonra, Yasak Şehir’de sayıca bir ordu kadar kalabalık olan hadım hizmetkârların varlığına şahit olmuş bir adamın hizmetindeki tek hadımdır. Sun Yaoting Pu Yi’nin peşinden Mançurya’ya gittikten sonra Pekin’e dönüp Maocuların hizmetine girmeye çalışmış ama bu iyi niyeti, onun hayatının en büyük mutsuzluklarından birini yaşamasının önüne geçememiştir.

6 Şubat 2019 Çarşamba

Saruhanlı Beylerin Ölü Gömme Ritüeli

İbn Battuta

Mağnisiye [Manisa] Sultanı
Şehrin hükümdarı Saruhan adında  biridir.[1] Buraya girdiği­mizde  onu  birkaç  ay evvel  ölmüş
oğlunun  türbesinde  bulduk. Bayram gecesi[2] ile sabahını anne baba bu türbede geçirmişler. Çocuğun cesedi  yıkanıp  hazırlanmış,  kalaylı,  demir  kaplı  tahta bir tabut içine konmuş ve cesetten  çıkan kokunun  kaybolması için  çatısı  açık  bir kubbeye  asılmıştı.[3]  Bir süre sonra  çatı örüle­cek, tabut yere indirilecek,  üstüne de ölünün elbiseleri  örtüle­cekti. Pek  çok hükümdar için böyle yapıldığını daha önce gör­müştüm  ben...

İbn Battuta Seyahatnamesi, cilt, YKY, s. 426
Çeviri, İnceleme ve Notlar: A. Sait Aykut
Saruhan Beyin Manisa'da bulunan türbesi. Ön cephe
Yazıda bahsi geçen oğlunun türbesiyle mimari açıdan benzerlik göstermesi mümkündür.

5 Şubat 2019 Salı

Zamanda ve Mekanda Yolculuk Yapan Mecnun Hasan'ın Hikayesi

İbn Batuta

[14. yüzyıl gezginlerinden İbn Battuta (1304-1368) Fas'ın Tanca şehrinde dünyaya geldi. Bu şehirden çıktığı günden itibaren 28 yıl süren gezileri boyunca Mısır, Arap Yarımadası, Irak, İran, Anadolu (başta Osmanlı Beyliği olmak üzere o dönemin belli başlı beylikleri), Deşt-i Kıpçak, Bizans (İstanbul), Orta Asya, Hindistan, Maldivler, Çin ve Endülüs'ü gezen İbn Batttuta devlet ve toplum yapıları, inanç ve adetleri, doğal özellik ve ürünleriyle tanıttığı bu ülke ve şehirlerin 700 yıl önceki durumlarını başarıyla yansıtır. Yazarı tarafından Tuhfetü'n-Nuzzar fi Garaibi'l-Emsar ve Acaibi'l-Esfar diye adlandırılan, yaygın olarak Rıhle diye bilinen eseri Türkçe'de İbn Battuta Seyahatnamesi olarak bilinir. Gezdiği yerleri; siyasi, coğrafi ve kültürel açıdan gözlemleyerek yazmış olan Battuta  çok sayıda yerel  karaktere ve onların hayat hikayelerine de yer vermiştir. Bunların bir kısmı o devrin insanının inandıkları tuhaf, fantastik öykülerdir ki bir yönüyle de Binbir Gece Masallarına benzerler. İşte aşağıda bu yargıya denk düşecek bir öykü var.]
İbn Batuta'nın Yolculuklarının Rotaları

4 Şubat 2019 Pazartesi

Johnson Mektubu

Hikmet Özdemir


Türk hükümetleri dış politika alanında 1960’lı ve 1970’li yılların en büyük iki bunalımını NATO içindeki yakın komşusu  Yunanistan  ile  ve  Kıbrıs  sorunu  yüzünden ittifakın  lideri  ABD  yönetimi ile  yaşamıştır.  1964'de,  Londra ve Zürih Antlaşmalarına göre  Kıbrıs Türklerinin  haklarını korumak için  garantör  devlet sıfatıyla  ada­ya  asker  göndermek  isteyen  Türkiye'nin  müdahale  kararına  ABD Başkanı Johnson'un,  zamanın Türkiye Başbakanı İsmet İnönü'ye 1964 Haziranında  gönderdiği  mektup,  Türk  Hariciyesi  açısından  yeni  bir dönemin  başladığına  açık bir  kanıttır.
Johnson  Mektubu,  ABD  resmi  çevrelerindeki  Türkiye  görünümünün  her  iki  taraf  propagandacıları  tarafından  yayılanın  aksine, hiç  de olumlu olmadığını  ortaya çıkartmıştır. 
Mektubun  diğer önemli  yanı,  NATO'ya  ABD'nin  bakışım  göstermesidir.  Şöyle denilmektedir:

«Bay  Başbakan   [İsmet  İnönü'ye  hitap  ediliyor.]   NATO vecibelerine  de  dikkat  nazarınızı  çekmek  mecburiyetindeyim.  Kıbrıs'a  vaki  olacak  Türk  müdahalesinin  Türk­ Yunan  kuvvetleri  arasında  askeri  bir  çatışmaya  müncer olacağı  hususunda zihninizde  en  ufak  bir  tereddüt  olmamalıdır. 

2 Şubat 2019 Cumartesi

Türkiye Müzelerinden Seçme Eserler

Açıklamalar resimlerin üzerinde yazmaktadır. Tıklayarak büyütebilirsiniz. Kendi taramalarım. 





1 Şubat 2019 Cuma

Karun Hazinesi

Açıklamalar resmin üzerindedir. Büyüterek okuyabilirsiniz. Kendi taramalarım.

Karun Hazinesi, çoğu MÖ 560-546 yılları arasında Lidya ülkesini yöneten Kroisos veya Krezüs (Karun) dönemine ait olan ve Uşak'ın 25 km batısında ve İzmir Karayolu üzerinde bulunan Güre Kasabası yakınlarındaki tümülüslerden 1960'lı yıllarda çıkarılarak ABD'ye kaçırılan ve 1993 yılında uzun bir hukukî süreç sonucunda geri alınan eserlerin toplu adı. Bazı kaynaklarda Lidya Hazinesi olarak da anılır. Hazinenin ele geçirilen kısmında yaklaşık 450 parça bulunur.