Ümit Hassan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ümit Hassan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Aralık 2015 Pazar

“Ordu” Sözcüğündeki Anlam değişimi


 Ümit Hassan

https://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/7/77/Genghis_Khan_encamp.jpg
Cengiz Han'ın otağını gösteren minyatür.
“Ordu” sözü  Orhun Yazıtları’nda geçmektedir. Anlaşıldığı kadarıyla “ordu” yönetimin sürdürüldüğü yer anlamına gelmektedir. Nitekim bir zaferden sonra, hakanın “sevinerek ordusuna döndüğü” belirtilmektedir.

Divan- ı Lügat-it Türk’den ise; kelimenin, zamanla hakanın oturduğu şehir anlamını içermeye başladığını öğrenmekteyiz. Diğer bir çok yerde ve çağdaş Orta Asya lehçelerinde “ordu” (orda) kelimesi; hanın, soyluların, beyin bulunduğu yer, yönetimin örgütlendiği bölge anlamına gelmektedir. Nispeten geç dönemlerde yazıldığı  bilinen Dede Korkut Hikayeleri’de anlattıkları çağdaki Oğuzların,  han ve bey karargahlarına ordu denildiğini belgelemiş olmaktadırlar. 

Eski Türklerde savaş güçlerine “sü”(su) ya da “çerig” (çeri) dediklerini biliyoruz. İlk Osmanlılarda da  asker yerine “çeri” derlerdi. (Bu durumda) “ordu” kelimesinin çağdaş anlamında, 15.yüzyıldan önce kullanılmamış olduğu söylenebilir.

Türkiye Tarihi 1. Cilt, say; 341

Başlığı ben yazdım. DK


Kandaşlık


Ümit Hassan

Eski Türkler ve Asya’nın diğer kandaş topluluklarının davranışı toplu eyleme dayanır. Birlikte  savaşmış, birlikte tören yapmış, şölen vermişlerdir. Bu bakımdan, Eski Türklerdeki düşünce de kamusal ve kolektiftir, topluca eylemle bütünleşir. Ziya Gökalp’in deyişiyle  eski Türklerde  kutsal olmayan hiç bir şey bulunmadığı içindir ki kamusal düşünce de kutsallıkla örtüşür, hatta çoğu görünümüyle aynılaşır. Örgütlenme ve örgütlenmenin giderek bir ölçüde katmanlı bir toplum biçimi demek olan yönetim aşamalarında düşünce tarihini araştırmak demek, inanç sistemini ve bu açıdan tarihsel gelenekler bütününü, töreyi değerlendirmek demektir.

Kandaşlığın (akraba halkların) içsel gelişmesi ile dış etkileşimi de bir bütün oluşturur. Kandaş toplulukların kendi içsel değişmeleri ile birbirleriyle ilişkileri ve uygarlık alemi ile olan ilişkileri soyutlanarak ele alınamaz. Kandaşların uygarlarla olan savaşımları, savaş işini yürütmeleri ilk bakışta bir “dış dinamik” olarak nitelendirilirse de bu iş aynı zamanda bir “iç dinamik”dir.

Dolayısıyla, eski Türklerin ağırlıklı nitelikleri itibariyle  kandaşlıklarını sürdürdükleri ölçüde, diğer kandaş topluluklarlarla  ve özellikle Çin, Hint, ve İran uygarlık alanlarıyla ilişkide bulunma yol ve yordamları da törelerinin bir parçası biçiminde oluşmuştur ve genel düşünceleri içerisinde yer alır.

Türkiye tarihi, cilt 1, say; 286- 287 

ayrıca Ümit Hassan için bkz. http://old.neu.edu.tr/en/node/1394

Başlığı ben yazdım. DK