Mao etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mao etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Aralık 2015 Cumartesi

Eski Tüfek 68



Hadi Uluengin 2006



 İLKİN, "Atmış Sekiz" asla ve asla Fransa’da başlamadı. Polonya’da başladı!
Yani, Batı’da sonradan yerleşiklik kazanan ve "sol"la özdeşleştirilen "mitoloji"nin tam tersine, "öncü isyán" anti-komünist ve anti-totalitarist bir içerik ve hedefle patlak verdi.
Üstelik, o Batı’daki "Tanrı öldü" şiarına yüz seksen derece zıt olarak, 1968 baharında ilk çiçek, Katolik piskoposların kızıl iktidara karşı yayınladığı "serbesti mektubu"yla açtı.
Başka bir deyişle, alevler Paris sokaklarına sirayet etmeden çok önce, daha Mart’tan itibaren, "özgürlük ateşi" Varşova, Krakova, Loç üniversitelerini haydi haydi tutuşturmuştu.
İstanbul Radyosu’nun "ajans saati"ne kulak verenler dahil, Lehistan’dan "sızabilen haberler"i bütün dünya dinledi ki, en azından bilinçaltında, "ási kıvılcım" buradan çaktı.

 SONRA, dün belirttiğim gibi, Fransa "68 Mayıs"ını zimmete geçirmeye kalkışmasın.
Zira, Vistüla Suyu kıyısında anti-otoriter bir çağrı oluşturan isyan ruhu Demir Perde’yi aşıp Sen Nehri rıhtımına ulaşmadan önce, Ren ve Po ırmaklarında da derin anaforlar yarattı.
Berlin, Roma, Frankfurt, Milano, Heidelberg, Bolonya fokur fokur kaynadı.
Almanya ve İtalya’daki öğrenci hareketleri Paris başkentli ülkeye yine rötarlı ulaştı.
Fakat daha aslına bakarsanız, her ne kadar ABD karşıtlığı yeri göğü inletmiş olsa dahi, 1968 baharının Avrupa’yı "ısıtması" esas itibariyle bizzat o ABD’den kaynaklandı.
İlk nesil tüketim toplumu çocukları televizyonu "enayi kutusu" diye küçümse de, işte artık ebeveynleri o "enayi kutusu"na sahip olabildiği içindir ki, Atlantik ötesi bile çok yakın, tá Pasifik kampüslerinde Vietnam Savaşına karşı aralıksız süren protestoları an be an izlediler.
İnsanlık tarihinde ilk kez gerçekleşen bu "enformasyon devrimi" de, yukarıdaki Polonya’ya ek olarak, "özlenen devrim" için ikinci "ási kıvılcım"ı çaktı.
Ve, tekrar "devrim" ve "kıvılcım" kelimelerini kullanmak için Mao’nun "bir kıvılcım bütün bozkırı tutuşturur" sözüne atıfta bulunur ve yine aynı Mao’nu üç - dört yıl önce Çin’de başlatmış olduğu "Kültür Devrimi" (!) katliamını hesaba katarsam da, bu sonuncusu, "68 Mayıs"ının "uyarıcı" nitelikteki üçüncü "ási kıvılcım"ı oldu.
O halde?

  O haldesi şu ki, önceden saptanamayacak ve iradeyle yönlendirilemeyecek bir kaos olan tarihin sayısız örneğinde olduğu gibi, çelişkili háttá zıt olguları konjonktürel bir tesadüfte buluşturan "Atmış Sekiz" onları sentez potada eritti.
Hercümerc kaostan belki kozmos bir uyum çıkmadı ama bir "yeni"; "yepyeni" çıktı.
El yordamıyla ve biraz da kendine rağmen doğan bu "yeni" ise hayatı değiştirdi.
Sırf Batı ülkeleri veya tüketim toplumları falan değil, biz Türkler ve biz Türkiye dahil, 2006 Nisan’ının önemli bir bölüm insanlığı 1968 Nisan’ından çok farklı yaşıyor. Yaşıyoruz.
Çünkü, farklı düşünüyoruz! Bunun bilincine varmasak da farklı düşünüyoruz.
Dolayısıyla, eski zihin parametrelerini ve değer skalalarını yıkıp yenilerine "feyz vermiş" olan "68 Mayıs’ı"nın tartışmasız "devrim" niteliği; tabii ki Maocu kábusla hiçbir ilgisi olmayan "kültür devrimi" niteliği de işte buradan kaynaklanıyor.
Bir "eski tüfek" olarak "Bahar İsyanı"na otuz sekiz yıl mesafeyle bakmayı yarın da sürdürecek ve konuyu Türkiye çerçevesinde ele alacağım.


Hadi ULUENGİN tarafından yazılan bu makale, 05 Nisan 2006 Çarşamba günü yayınlanan Hürriyet Gazetesindeki köşe yazısıdır.


http://www.hurriyet.com.tr/eski-tufek-68-4203646

Can Dündar: "Bir...İki...Üç... Daha fazla Coca Cola"




Can Dündar
04.06.1998



https://www.flickr.com/photos/bar-art/2488220901
Çin'de Mao'nun devrimci komitelerinin yeni işinin Coca Cola pazarlamak olduğunu biliyor muydunuz? Pekin'de "Yüz bin Cola açılıyor / Yüz bin Çinli ferahlıyor" bugünlerde... Kızıl Çin'i de istila eden bu kahverengi gazoz, yüzyılı zaferle kapatıyor.

Mao Çe-Tung 1956'da "Yüz çiçek yanyana açsın / Yüz fikir akımı tar­tışsın" demişti. Çin'de sosyalist bir kültürün serpilip gelişmesi için "zehirli de olsa" her tür çiçeğin açıp, her fikrin tartı­şılmasından başka yol görünmüyordu.
Ancak bir süre sonra "yüz fikir akı­mı" öylesine birbirine girdi ki, "yüz çi­çek operasyonu" hemen iptal edildi. Mao da köşesine çekildi... Ta ki Kültür Devrimi'ne kadar...
1965'te Kültür Dev­rimi adı altında "büyük temizlik" başladı. Artık Komünist Parti, her mahallede örgütlenen "Devrimci Komiteler" aracılığıyla herşeyi göz­leyecek ve böylece dev­rimi sonsuza kadar ya­şatacaktı.

* * *

Fortune dergisinde geçen ay çıkan bir ha­beri okuyunca bunlar geldi aklıma... Habere göre Çin pazarına giren Coca Cola, satışları ar­tırmak için dahiyane bir yöntem bulmuştu. Şirketin genel müdürü, bu dev coğrafyanın her köşesine ulaşabilmenin en iyi yolunun "Devrimci Komiteler”le anlaşmak ol­duğunu görmüş ve mahalle komitelerini birer Coca Cola satıcısı haline ge­tirmişti. İşsizlik tehdidinin kol gezdiği Çin'de düne kadar komünist partinin birer şubesi olarak çalışan komiteler, "Her bir Coca Cola size 10 ek iş yaratır" sloganının cazibesine kapılıp anında birer Coca Cola satıcısı haline gelmişlerdi. So­nuç Coca Cola açısından muhteşem olmuştu: Patlayan satışlarla Çin, şirketin 8. büyük pazarı haline gelmişti.
Çin'de, ilkinden 33 yıl sonra bu kez "global" versi­yonu yaşanan Yeni kültür devrimi"ne şaşmamak elde mi?
İnanılır gibi değil ama dün komünist liderlerin reji­mi ayakta tutmak için kurdukları örgütlenmeler, bu­gün pazarlama stratejistlerinin işine yarıyor ve bir zamanlar revizyonizme karşı kızıl kitap­larla yürüyen yoldaşlar, bugün Coca Cola logolu bayraklarla kapitalizmin bölge bayiliğini yapıyorlar.
Mao'nun kültür devrimi Cola köpü­ğünde boğuluyor.
Coca Cola, kendisine direnenler karşısında yüzyılı zaferle kapatıyor.

* * *

Mağluplar listesinde kimler yok ki?
Bu "emperyalist içeceği" Küba'ya sokmayan Castro, bir balık avı sırasında keyifle Coca Cola yudumlarken görün­tülenince yenilmişti.
İran'da mollalar, General Motors'la yaptıkları anlaşma karşılığı ülkede Coca Cola fabrikası kurulmasını kabul etmek zorunda kalmışlardı.
1964'te İstanbul Teknik Üniversitesi'nde başlatılan "Amerikan gazozunu okulumuzdan atalım" kampanyası kısa zamanda hüsranla sonuçlanmıştı.
Peki ama neden?
Elbet bu yenilginin pekçok siyasi ve toplumsal nedeni var. Ancak ben bura­da sadece bir sanatçının teşhisine yer vereceğim. "Pop-art"ın tanrısı Andy Warhol, Coca Cola'nın zaferinin sırrını şöyle açıklıyordu:
"Çünkü o, dünyanın en zengin in­sanlarının olduğu kadar, en yoksul in­sanlarının da tüketebileceği ortak bir madde..."
Yani bir zamanlar sosyalizmin peşinde koştuğu "eşitlik" düşünü gerçekleştiren Coca Cola olmuştu Warhol'a göre...
Belki de o yüzden, o düşün eski sahipleri kızıl ki­taplarını rafa kaldırıp düşün yeni sahipleri için bayiliğe soyunmuşlardı.
Çin'de "Yüz bin Cola açılıyor / Yüz bin Çinli ferah­lıyor" bugün...
Yarın, dünyada günlük tüketimi 2 milyara çıkacak Coca Cola'nın...
Sahte eşitlik düşlerinin serinliğinde gazdan bir ge­zegen haline geleceğiz yeni yüzyılda... "Tek çiçek aça­cak seralarda / tek tad dolaşacak damağımızda..."
Teneke bir kutuda ya da ince uzun bir şişede gele­cek, yüzyılımızın yeni sömürgecisi...
...Köpürecek ağzını açtıkça.                       


Can Dündar

http://www.candundar.com.tr/index.php?Did=314

NOT: Afişi ben yerleştirdim. DK