faşizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
faşizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ağustos 2017 Cuma

"Faşist Otoriteye İtaat ve İman Görevi"

Mussolini, 1929'da Devlet Özel Savunma Mahkemesi üyelerini kabul etti.
Özel Mahkeme, silahlı kuvvetler ve Faşist milis memurlarından oluşuyordu.
http://dizionaripiu.zanichelli.it/storiadigitale/p/voce/4293/mussolini-benito#!prettyPhoto
"Faşist iktidar yerleşip, kendi devletini kurmaya  başladığında, daha siyasal partiler kapatılmadan, La Giustiza, Corriera della Sera gibi gazeteler kapatıldı  veya kaba kuvvetle ele geçirildi. 31 Aralık 1925 tarihli  yasayla, Sindacato Naziollale Fascista del Giornalisti  (Gazeteciler Faşist Sendikası) kuruldu ve bu sendika üyesi olmayanların gazetecilik hakkı ellerinden alındı.  Böylece, özgür haber dolaşımı ve halkın gerçekleri öğrenme hakkı önlendi.

23 Haziran 2017 Cuma

Hitler’in İktidar Yolu

Chris Harman

Krizin başlarında, Amerikan Birlik Bankası önündeki kuyruk.
1929 Ekim’inde Wall Street Çöküşü meydana geldiği sırada, Avrupa’nın iki en büyük ülkesinin hükümetlerine İşçi Partisi tipi sosyal demokrat partiler egemendi. Britanya İşçi Partisi’nin Ramsay MacDonald’ı yılın başlarında Liberallerin desteğine dayanan bir azınlık hükümeti kurmuştu; Almanya’da ise Sosyal Demokrat Müller, bir yıl önce ‘ılımlı’ burjuva partileriyle birlikte ‘büyük koalisyon’un başına getirilmişti.

2 Şubat 2017 Perşembe

Fotoğrafın Popüler Kullanımı

John Berger

"Bir Kızıl Süvari Yola Çıkıyor"


Andre Kertesz, Red Hussar Leaving, Budapeşte, Haziran 1919
Çocuğuyla bir anne, dikkatle bir askere bakıyor. Belki
konuşuyorlar. Sözcüklerini duyamıyoruz. Belki de hiçbir şey söylemiyorlar
ve her şey bırbirlerine bakış tarzlarıyla söyleniyor. Ancak
aralarında bir dramın canlandığı kesin.

Başlıkta " Bir Kızıl Süvari Yola Çıkıyor, Haziran 1919, Budapeşte,"
yazıyor. Fotoğraf Andre Kertesz'in.

22 Aralık 2015 Salı

Faşizm totaliterdir

B. MUSSOLİNİ

DEVLET MUTLAK GERÇEK      
"Bireycilik karşıtı faşizm devlet için ve devletle uyuştuğu ölçüde birey için de var. (...) Mutlakıyet karşıtı ihtiyaçtan çıkmış klasik liberalizme karşı çıkıyor (...).
Liberalizm bireyin yararına, devleti inkar ediyor; faşizm, devletin, bireyin gerçek realitesi olduğunu açıklıyor. … Faşistler için her şey devlet içinde var. Hiçbir insanoğlu, hiçbir değer devletin dışında varolamaz. Bu manada, faşizm totaliterdir ve bütün değerlerin toplamı ve sentezi olan faşist devlet, halkın tüm varlığını tanımlıyor; geliştiriyor ve hareketlendiriyor.

Devletin dışında, gruplar ve bireyler yoktur (siyasi partiler, dernekler, sendikalar, sınıflar). Bundan dolayı faşizm  sınıf mücadelesi tarihi hareketini güçlendiren, tek bir iktisadi ve ahlaki realitede sınıfları oluşturan devletin birliğini bilmemezlikten gelen sosyalizme muhalefet ediyor. Ve aynı biçimde sınıfların sendikacılığına da karşı çıkıyor (...).

Faşizm bunun için halkı büyük bir çoğunluk seviyesine düşüren demokrasiye karşı çıkıyor. (...) Devleti millet vücuda getirmiyor (...). Aksine, millet kendisine birlik, ahlak şuuru ve varoluş gayesi veren devlet tarafından vücuda getiriliyor. 


Enciclopedia Italiana'da, Fascisme maddesi.

9 Aralık 2015 Çarşamba

Soykırımın Modern Toplum İçindeki Kökleri



AYDAN AYDIN

Radikal Kitap / 13/04/2007


1989 yılında Avrupa Amalfi Sosyoloji ve Sosyal Teori ödülünü alan Zygmunt Bauman’ın Modernite ve Holocaust adlı kitabı yayınlanmasına kadar Yahudi soykırımı konusunda söylenecek her şeyin söylendiğini düşünenler, kitapla birlikte Nazi Devleti’nin soykırım politikasının uygar dünyadan ve “gittikçe daha güzele doğru yol alan” insan toplumundan bir sapma olmadığını, aksine uygar toplumların tümünün tıpkı Nazi Almanyası gibi örgütlendiğinin iddia edildiğine tanık oldular.

Modernite ve Holocaust geçtiğimiz günlerde Versus yayınları tarafından Türkçe’de yayınlandı. Bauman kitabında tüm modern devletlerin, aralarındaki küçük ayrımlar bir yana konursa, aynı kalıba oturtulabileceğini öne sürüyor ve bu kalıbın bürokrasi ve işbölümü tarafından belirlendiğini iddia ediyor. Bauman, Nazi Almanya’sının da tıpkı diğer modern devletler gibi örgütlendiğinin altını çiziyor ve yahudi soykırımının bu kalıbın olası doğal sonuçlarından biri olduğunu belirtiyor.

Bauman’a gore Holocaust, ne birkaç fanatiğin katliam dürtülerinin ne de faşizmin acımasızlığının doğal bir sonucudur. Bauman tam tersine katillere güç veren ve faşizmin böylesine bir katliamı gerçekleştirebilmesine yol açan asıl nedenin; modern toplum olduğunu, “uygarlığın” yarattığı toplumsal ilişkilerde ve üretim biçimlerinde katliamın gizli dürtülerinin saklı olduğunu ifade ediyor. Yazar daha da ileri giderek soykırımdan sorumlu olanların sadece Naziler olmadığını, Naziler kadar Almanya’da yaşayan sıradan insanların da sorumlu olduğunu söylüyor. Bauman soykırıma giden yolun teknoloji, bürokrasi, merkezileşmiş ve bu anlamıyla toplumsal yaşamdan soyutlanmış şiddet, ahlaktan arındırılmış bilimsellik ve akıl sayesinde döşendiğini; insanların sorumsuzluğunun ve modern teknik işbölümünün yarattığı atmosferde üretilen uygar dünyaya özgü kayıtsızlığın bu yolu, Auschwitz’e dek götürdüğünü iddia ediyor.

Holocaust’un Hitler faşizminin bir sonucu olmaktan çıkarılması, benzer koşullar yaratıldığında benzer soykırımların da yaşanabileceğinin en kestirme yoldan söylenmesidir.

Bauman’a gore Nazilerin başarısının altında yatan temel sır modern toplumun örgütlenişi ile yakından ilgilidir. Naziler soykırım için özel bir sistem gerçekleştirmezler. Aksine onlar sadece toplumun örgütlenme biçimi içinde, kendilerine ait olan “basit” rolleri oynamakla yetinirler. Ardından da yine tüm modern devletlerde olduğu gibi, yurttaşlardan sadece yasalara uymalarını ve o güne dek rutinleşen işlerine devam etmelerini ister. Bu anlamıyla Alman toplumu, faşizm ile birlikte radikal bir dönüşüm geçirmez. Sadece günlük yaşamın sadeliğinde, her Alman görevini yerine getirmeye devam eder. İşçiler fabrikalarında çalışır, memurlar devletin resmi işlerini yapar, mühendisler gaz odalarını planlar, makinistler tutsakları kamplara taşır, gardiyanlar onların kaçmasını engeller, sağlık memurları elindeki “dezenfekte ilacı” ile dolu olan torabayı içinde ne olduğunu bilmediği bazı odaların özel bölmelerine boşaltır ve büyük çoğunluğu ile Alman halkı kendi bireysel eylemlerinin sonuçlarından “habersiz” ya da işleyişin rutinliğinden doğan kayıtsızlıkla olayları izlemekle yetinir.
Zygmunt Bauman
http://www.internationalcommunicationsummit.com/it/ics-guru/zygmunt-bauman

 “Unutmamak gerekir ki soykırıma katılanların çoğu, Yahudi çocuklara kurşun sıkmış ya da gaz odalarına gaz vermiş değildir... Çoğu bürokrat notları düzenlemiş, taslakları hazırlamış, telefonda konuşmuş ve konferanslara katılmıştır. Onlar masalarında oturarak tüm bir halkı yok edebilirler. Görünürde zararsız gayretlerinin nihai sonucunu bilselerdi, bu bilgi kafalarının uzak girintileri içinde kalırdı ancak. Yaptıklarıyla kitle katliamı arasındaki neden-sonuç ilişkisini bulmak zordu. İnsanların, gereğinden fazla kafa yormaktan kaçınma -ve dolayısıyla neden-sonuç zincirini en uç bağlantılarına dek gözden geçirmeye yanaşmama- gibi doğal eğilimleri ahlaksal yönden pek ayıplanamazdı. Bu hayret verici ahlaksal körlüğün nasıl mümkün olabildiğini anlamak için, silah fabrikasında çalışan, yeni büyük siparişler sayesinde fabrikalarının ‘idamının durdurulmasına’ sevinen, ama Etyopyalılarla Eritrelilerin birbirlerine yaptığı toplu katliamlara gerçekten üzülen işçileri düşünmek; ya da ‘hammadde fiyatlarındaki düşüş’ dünya çapında iyi bir haber olarak karşılanırken ‘Afrikalı çocukların açlıktan ölmesi’ne aynı şekilde, dünya çapında ve içtenlikle ağlamanın nasıl mümkün olabildiğini düşünmek yararlı olabilir.”

Yıldırım Türker’in dediği gibi “İşte, soluklanıp yeniden başlamamız gereken sıfır noktası budur.” Her zaman kişisel eylemlerin aritmatiksel olmayan toplamı, milyonlarca ölü eşitliğinde kendini ifade eder. Bauman’ın kitabı modern toplumun yarattığı üretim ilişkilerinin, örgütlenişinin, bürokrasisinin, insanın yabancılaşmasının, teknolojisinin, işbölümünün, akılcılığının sonuçlarını tüm korkunçluğuyla önümüze seriyor.

http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=ktp&haberno=6267

bkz. MODERNİTE VE HOLOCAUST
Zygmunt Bauman, Çeviren: Süha Sertabiboğlu, Versus Yayınevi, 2007, 312 sayfa, 16 YTL.