Althusser etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Althusser etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Aralık 2015 Salı

Althusser’in çilesi ve felsefesi

Althusser’in çilesi ve felsefesi-I
 Taner Timur
1960’ların ikinci yarısında başlayan ve 16 Kasım 1980’e kadar süren dönemde Fransa’da Marksizm tartışmaları büyük ölçüde Althusser tartışmaları haline gelmişti. Bu dönemin bitiş noktası için kesin bir tarih vermemin bir nedeni var: 16 Kasım 1980’de ünlü Fransız filozofu karısını öldürmüş ve düşünce tarihinde benzeri pek bulunmayan bir dramın kahramanı haline gelmişti. Ve o zamana kadar entelektüel çevrelerde dillerden düşmeyen bir isim birdenbire “tabu” olmuş, belleklerden silinmişti.
Althusser’in ruhsal sorunları olduğu yakın çevresi dışında da bilinmeyen bir şey değildi. Ünlü düşünürün zaman zaman psikiyatri kliniklerini ziyaret ettiği yaygın bir söylenti konusuydu. İşlediği cinayet de bir cinnet anının eseri olmuş ve filozof hapishaneye değil, akıl hastanesine sevk edilmişti. Onu sevenler üzüldüler; çılgın jesti anlamaya çalıştılar ve Foucault’nun Ortaçağ delileri için kullandığı bir deyimle “kaybolmuş” filozofun sessizce yasını tuttular. Merhametin ölenden çok öldüren üzerinde toplanmasından rahatsız olanlar ise hüzünle Althusser’in karısını, Helen’i andılar. Ve bir süre sonra, görünüşe göre, olanlar unutuldu, her şey yeniden düzene girdi. Zaten 1980’lerde başlayan “küreselleşme” dalgası ve Sovyet sisteminin çökmesi de Marksizm tartışmalarını ikinci plana atacaktı.

27 Aralık 2015 Pazar

Medyanın İdeolojisi, İdeolojinin Kökeni

Duygu Çavdar
Nisan 2012
Althusserhttps://tr.wikipedia.org/
wiki/Louis_Althusser
Medya, ilettiği mesajlarla ve sonucunda da hedef kitleyi etkilemesiyle ideolojik bir organdır. Althusserci bir yaklaşımla söyleyecek olursak, medya ve medya organları “devletin ideolojik aygıtları” arasında sayılabilecek kurumlardır.
İdeoloji, Aydınlanma çağı felsefesinde, fikirlerin, düşüncelerin oluşuna ilişkin kuram ya da kuramları ifade eder. Kelime olarak idea kelimesinden gelmektedir ve ilk olarak 18. yüzyılın sonunda Fransız düşünür Destutt de Tracy tarafından ortaya atılmıştır. Destutt de Tracy, ideolojilerin fikirlerle ilgili olduğunu ifade etmektedir. Yani nasıl düşündüğümüzün, konuştuğumuzun ve tartıştığımızın bilimidir.
Marx, daha sonraları bu kavramı daha değişik bir anlamla kullanmıştır. Ona göre toplumda egemen olan ideoloji, topluma egemen olan kesimin ortaya koyduğu ve onların çıkarlarına hizmet eden ideolojidir. Marx ideolojiyi ekonomik temellere oturtmaktadır. Ve insanların davranışlarının, fikirlerinin, bilgisinin ideoloji, dolayısıyla ekonomik ilişkiler vasıtasıyla şekillendirildiğini kabul etmektedir. Ayrıca ona göre ideoloji yanlış bilinçtir. Toplumun üyeleri, var olan koşulların doğal, normal ve iyi olduğuna inanıyorlarsa, bu onlarda yanlış bilincin oluştuğunun kanıtıdır. Çünkü artık bu toplum üyeleri, kendi çıkarları doğrultusunda düşünememektedirler. Artık söz konusu olan yönetici sınıfın çıkarlarıdır. Yani Klasik Marksizme göre bir ideolojinin topluma hakim olma yolu, üretim araçlarına sahip olmaktan geçer.